daha müdhiş olarak ahlâkta ve hayatta zulmetli bir anarşilik ve zulümlü bir dinsizlik fesâda ve ifsada başlıyor.
Risale-i Nurun şâkirdleri, böyle bir hâdisede manevî mücâhedeleri, inşâallâh zaman-ı sahâbedeki gibi az amelle, pek büyük sevâb ve âmâl-i sâlihaya medâr olur.
Azîz kardeşlerim, işte böyle bir zamanda, bu dehşetli hâdisâta karşı ihlâs kuvvetinden sonra bizim en büyük kuvvetimiz, iştirâk-i âmâl-i uhrevî düsturuyla birbirimize kalemler ile, herbirinin âmâl-i sâliha defterine hasenât yazdırdıkları gibi; lisânlarıyla, herbirinin takvâ kalesine ve siperine kuvvet ve imdâd göndermektir. Ve bilhassa fırtınalı tehâcüme hedef olan bu fakir ve âciz kardeşinize, bu mübârek şühûr-u selâsede ve eyyâm-ı meşhûrede yardıma koşmak, sizin gibi kahraman ve vefâdâr ve şefkatkârların şe'nidir. Bütün rûhumla bu imdâd-ı manevîyi sizden ricâ ediyorum. Ve ben dahi, îmân ve sadâkat şartıyla, Risale-i Nur talebelerini bütün duâlarıma ve manevî kazançlarıma, yirmidört saatte, iştirâk-i âmâl-i uhreviye düsturuyla, bazen yüz defadan ziyâde Risale-i Nur talebeleri ünvânıyla hissedar ediyorum.
Said Nursî ∗∗∗
► (099) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Dün, Emin, bu havâliye gelen bir kolordu münâsebetiyle, istemediğim ve Rus’un harbe devamını bilmediğim hâlde; Rusya’nın Kafkasla ittisali kesilmesini söyledi. Ben, onun sözünü kesip susturduğum hâlde; kalbim ehemmiyetle bir alâka gösterdi.
Sonra, bugün namazda ve tesbihâtında iken, manevî tarzda denildi ki: Küre-i arzda çarpışan, mücâdele eden cereyanlardan her hâlde birisi İslâmiyete ve Kur'âna ve Risale-i Nura ve mesleğimize tarafdâr olacak; bu noktadan ona karşı bakmak gerektir. Bakmamak için bir-iki mektûbda yazdığım sebebler çendan kalbe, akla kâfîdir; fakat meraklı ve hevesli olan nefse kâfî gelmiyor diye kalbime geldi.
Aynen tesbihâtta ihtar edildi ki, ehemmiyetli sebebi ise: Bakmakta bir tarafa tarafgirlik hissi uyanır, tarafgir nazarı, tarafdâr olduğu taraf cereyanın kusurunu görmez, zulmüne rızâ gösterir; belki alkışlar. Hâlbuki küfre rızâ, küfür olduğu gibi, zulme râzı olmak dahi zulümdür.
Elbette zemin yüzünde bu dehşetli düelloda semâvâtı ağlatacak zulümler ve tahribât oluyor. Çok masûm ve mazlumların hukukları
