İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 88 / 218
88

Risale-i Nurun küçük ve masûm şâkirdlerinin elli-altmış talebesinin ve kırk-elli ümmî mübârek ihtiyarların ve kıymetdâr üstadlarının yazdıkları tevâfuklu ve şirin nüshaları bize göndermişler. O parçaları yedi cild içinde cem'ettik.

Bu mübârek ümmî ihtiyarların kırk sene sonra Risale-i Nur hatırı için her işe tercihen yazıya başlamaları ve masûm çocukların, Risale-i Nurdan ders aldıkları ve yazdıkları risalelerin bir kısmıdır. Onların bu zamanda, bu ciddi çalışmaları gösteriyor ki, Risale-i Nurda öyle manevî zevk ve câzibedâr bir nur var ki, mekteblerde çocukları okumağa şevkle sevketmek için icâd ettikleri her nev'i eğlence ve teşviklere galebe edecek bir lezzet, bir sürûr, bir şevk Risale-i Nur veriyor ki, çocuklar ve ümmî ihtiyarlar böyle hareket ediyorlar.

Hem bu hâl gösteriyor ki, Risale-i Nur kökleşiyor. İnşâallâh, onu hiçbir şey koparamayacak, ensâl-i âtiyede de devam edip gidecek.

Aynen bu masûm küçük şâkirdler gibi, Risale-i Nurun câzibedâr dâiresine giren bu ümmî ihtiyarların, kısmen çobanların ve yörük ve efelerin bu zamanda, bu acîb şerâit içinde herşeye tercihen Risale-i Nura bu sûrette çalışmaları gösteriyor ki, bu zamanda Risale-i Nura ekmekten ziyâde ihtiyaç var ki; çiftçiler, çobanlar, yörük efeler (Hâşiye) [^13], hâcât-ı zarûriyeden ziyâde bir hâcât-ı zarûriyeyi, Risale-i Nurun hakàikını görüyorlar.

[^13]:(Hâşiye) Bilhassa Risale-i Nur kahramanlarından Şükrü Efe; ve bilhassa dağ kumandanı Çoban Velî'nin ve yörük aşîretlerinden Bahâdır Süleyman'ın ve emsâlinin gayretlerine işârettir.

∗∗∗

► (078) ◄

Azîz, sıddık kardeşlerim!

Bu tarafta yol kapandı, posta gelmiyordu. Sizlerden gelecek bir mektûb veya bir risaleyi bekliyordum. Şimdi, rûhuma bir ihtar ile daha beklemeyerek, burada hüsn-ü te'sirini gösteren üç parçayı gönderiyorum. Masûmların ve ümmî mübâreklerin ve ihtiyarların ve kahraman Tahiri’nin nüshaları dâimî bir tarzda fütûhât yapıyorlar. Yalnız cüz'î birkaç parçayı tashih ederken zahmet çektim. Fakat o zahmet, bana tatlı geliyordu. Hem, aynı rahmet oldu. Beni de o masûm ve mübâreklerin kafilesine dâhil ederek, benim hattıma benzedikleri için, kendim o parçaları yazmışım gibi tam sâhib oldum. Eğer ben yazsaydım, aynen onlar gibi olurdu. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.