► (055) ◄
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Evvelâ: Sizin Leyle-i Berâtınızı ve gelecek Ramazanınızı tebrik eder ve bu gelecek Leyle-i Kadri hakkınızda ve hakkımızda bin aydan daha hayırlı olmasını ve defter-i a'mâlimize böyle geçmesini Cenâb-ı Hak’tan niyâz ediyoruz ve böylece, bayrama kadar
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ لَيْلَةَ قَدْرِنَا فِى هٰذَا الرَّمَضَانَ خَيْراً مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ لَنَا وَلِطَلَبَةِ الرَّسَائِلِ النُّورِ الصَّادِقِينَ
duâsını etmeye niyet ettik.
Hem sizin iki mu'cizeli Kur'ânı bizlere bu mübârek aylarda göndermeniz, inşâallâh o derece medâr-ı bereket ve sevâb ve hasenât ve fütûhât olacak ki; hakkımızda bu Ramazanın herbir günü bir Leyle-i Kadir hükmüne geçeceğini Rahmet-i İlâhiyeden ümîd ederiz.
Şimdiden biz tedbir ettik ki; iki Kur'ânı, Risale-i Nurun buradaki hàs talebeleri, Ramazan-ı Şerîfte, herbiri, her günde bir cüz'ün sizin ile beraber okumak ile, Ramazanın her gününde bir hatme-i Kur'âniye olarak, manevî ve çok geniş bir mecliste, Isparta ve Kastamonu’yu ihâta eden bir dâirede halka tutan Risale-i Nur talebelerinin ve o dâirenin merkezinde sizler bulunmak cihetiyle Risale-i Nur şâkirdlerinin etrafınızda olarak; Nakşîde, “Hatme-i Hâcegân” tarzında, fakat çok büyük bir mikyâsta Risale-i Nurun bütün şâkirdleri ma'nen hazır ve o dâirede bulunuyor niyetiyle tasavvuru ile okunmak, o kudsî hatmeyi yapmak Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden tevfik niyâz ederiz.
Sâniyen: Hacı Hâfız’ın Sav köyünün kahraman talebelerinin fevkalâde hizmetleri, oralarda sebeb-i teşvik ve medâr-ı gayret ve nümûne-i imtisal olduğu gibi, bu havâlide dahi onların o hàrikulâde sa'y ü gayretleri, fevkalâde hüsn-ü misâl ve nümûne-i gayret olarak ehemmiyetli bir intibâh ve iştiyaka sebebiyet vermiş. Kahraman Husrev’in onlara dair mektûbları, mübârek nushalar gibi, tenbellik, lâkaydlık hastalıklarına mübtelâ olanlara şifâ olur, ellerde gezer.
Sâlisen: Sizin buraya gelen kıymetdâr mektûblarınızı lâhikaya yazmışız; fakat bazı kelimeleri tayyettik. Müfritâne hüsn-ü zandan gelen cümleleri ta'dil ettik, gücenmeyiniz.
Râbian: İslâmköyü, Kuleönü ortasında olan ve Sıddık Sabri ve Lütfi gibi talebeleri yetiştiren Atabey, Aras karyesi, çok defa hâtırıma geliyordu, “Acaba bu köy neden geri kaldı, söndü?” diye düşünüp müteessir
