ki: Risale-i Nura çalıştıkça, yaşamakta kolaylık ve kalbde ferâhlık ve maîşette sühûlet görüyoruz.
Altıncısı: Bu bîçâre Said’dir. Herkesin arzu ettiği ve istediği ve ferâhla kabûl ettiği şahsına karşı hürmet ve muhabbet ve sohbet, fakat Risale-i Nura taalluk eden noktalar haricinde bana ağır geliyor, beni sıkıyor, müteessir oluyorum.
Tahmin ediyorum ki, Risale-i Nurun yüksek hâsiyetleri ve şâkirdlerinin şahs-ı manevîsinin pek büyük meziyetleri, şahsım gibi meslek-i aczde fazla ileri giden bir âciz ve bîçârenin zaîf omuzuna o dağ gibi mânâlar yüklense altında ezilir, sıkılır diye anladım. Bu âhirki iki mes'elede pek kısa kesmeye kağıt mecbur etti. Nur, Gül, Lütfü’nin kahraman vârisleri mübârekler yüksek hey'eti ve Medrese-i Nuriye ve masûmlar ve ümmî ihtiyarların herbirisine binler selâm ediyoruz.
Duânıza muhtaç, size müştâk
kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (087) ◄
Azîz, sıddık, sarsılmaz, yılmaz, sebatkâr, fedâkâr kardeşlerim!
Böyle şiddetli taarruzlara karşı sizi teşci'e lüzum görmüyorum. Sizin kuvvetli metânetiniz ve Risale-i Nura gelen her hâdise-i elîmenin altında bir inâyet ve rahmet bulunduğuna i'tikàdınız, teşci'inize kâfîdir, biliyoruz. Yalnız bir noktayı merak ediyorum. Elde edilen bütün Risale-i Nur, yalnız bir takım mıdır ve kimin imiş, anlamak istiyorum. Her kim ise merak etmesin. Daha ehemmiyetli makamlarda onun hesabına fütûhât yaparlar, sevâb kazandırır. Ona, bir takım Risale-i Nur tedârik edilebilir. Hem tevkìf altında kimse var mı? Hem, ona havâle edilen hoca kimdir?
Sâniyen: Sabri ile Hâfız Ali’nin re'yi ile teshîl-i muhâbere için verdiği karar ile bazen Atabey yoluyla muhâbereyi onlar gibi biz de kabûl ettik. Lütfi’nin bir vârisi Abdullâh Çavuş nâmıyla, adresiyle gönderilecek.
Sâlisen: Sabri’nin mektûbunda, tevâfuklu yazdığı Mu'cizât-ı Kur'âniye ve Risale-i Nur hakkındaki istihrâcı bizi fevkalâde mesrûr eyledi. Hasan Âtıf’ın bize yazdığı şa'şaalı ve câzibedâr Mu'cizât-ı Kur'ânı esâs yapıp, sâir risalelerde, i'câz-ı Kur'ânın nüktelerine dair mebâhisi ona zeyiller şeklinde ilhâk ettik, güzel bir sûrete geldi.
Ezcümle: Âyetü'l-Kübrâ’nın Kur'âna dair Onyedinci Mertebesi, Yirminci Söz ve Sûre-i Fethin âhirki âyetin mu'cize olduğuna dair
