İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 102 / 218
102

Yedinci Lem'a ve Fihristenin Rumûzât-ı Semâniyeye dair mühim parçaları ve Kenzü'l-Arş’ın iki nüktesi gibi parçalar o zeyillere girmiş. Aynen, Mu'cizât-ı Ahmediye’nin Zeyilleri gibi parlamış. Nurlar santralı Sabri, o yazdığı güzel Mu'cizât-ı Kur'âniyeyi inşâallâh onlarla tam güzelleştirir.

Râbian: Merhum Lütfi’nin hakîki ve pek ciddi bir vârisi olan Abdullâh Çavuş’un mektûbu, onun derece-i sadâkat ve ihlâsını ve irtibatını gösterdi. Her vakit İslâmköylü Abdullâh ile o Abdullâh Çavuş’u duâda beraber yâdediyordum. Elhak, o makama lâyık olduğunu gösteriyor. İstediği fihristenin musahhah son kısmı inşâallâh ona gönderilecek. Fakat zannettiği gibi çok tashihât edilmemiş. Çünkü, taksimü'l-a'mâl sûretiyle, o mübârek kardeşlerimin yazılarını mübârek yâdigâr gördüm ve değiştirmeye kıyamadım.

Hâmisen: Bugünlerde, o hâdisede, Risale-i Nurun bir derece tevakkufuna ve dünyaya bakmaya ve yirmi senedir konuşmadığım adamlarla konuşmağa ve Hizmet-i Kur'âniye noktasında memnû' olduğumuz siyasete temâs etmeğe mecbur olacağım diye endişeden gelen şiddetli bir teessürden zâhiren görülmez, ma'nen tehlikeli bir hastalık bana taarruz etti. Müstemir âdetimi bitamam yerine getiremediğimden, yine Ramazan hastalığı gibi, ben kardeşlerimden, yine manevî muâvenetlerini çok ricâ ediyorum.. Fakat merak etmeyiniz, yatakta değilim. Yalnız fazla yazılan nüshaları tashih edemiyorum.

Sâdisen: Risale-i Nur bir cebhede tevakkuf etse de, başka cebhelerde fütûhâtı o tevakkufun yerini tutar. Hattâ bu hâdise münâsebetiyle burada bir derece ihtiyata binâen tevakkufa niyet edip tervîc ettiğimiz hâlde; bil'akis Isparta tevakkufuna karşı, buralarda inkişafat ile tezâhür etti.

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

En ziyâde bize nezâretle, bizimle ve siyasetle alâkadar mühim bir memur yanıma geldi. Ona dedim ki: Bu onsekiz senedir sizlere müracaat etmedim ve hiçbir gazete okumadım; bu sekiz aydır, bir defa cihanda ne oluyor, diye sormadım; üç senedir burada işitilen radyoyu dinlemedim; tâ ki kudsî hizmetimize manevî zarar gelmesin. Bunun sebebi şudur ki: Îmân hizmeti, îmân hakàikı, bu kâinâtta herşeyin fevkındedir, hiçbir şeye tâbi ve âlet olamaz.

Fakat, bu zamanda, ehl-i gaflet ve dalâlet ve dinini dünyaya satan ve bâkî elmasları şişeye tebdil eden gâfil insanlar nazarında o hizmet-i îmâniyeyi hàriçteki kuvvetli cereyanlara tâbi veya âlet telâkki etmek ve yüksek kıymetlerini umumun nazarında tenzîl etmek endişesiyle, Kur'ân-ı Hakîmin hizmeti bize, kat'î bir sûrette siyaseti yasak etmiş.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.