İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 15 / 218
15

şükretmeyen ve maddiyûn fikriyle şirke düşen ve seyyiâtı hasenâtına gâlib gelen, şu medeniyet-i Avrupaiye öyle bir semâvî tokat yedi ki; yüzer senelik terakkîsinin mahsulünü yaktı, tahrib edip yangına verdi.

Avrupa zâlim hükûmetleri zulümleriyle, Sevr muâhedesiyle Âlem-i İslâma ve merkez-i hilâfete ettikleri ihanete mukâbil öyle bir mağlûbiyet tokadını yediler ki; dünyada dahi bir Cehenneme girip çıkamıyorlar, azâbda çırpınıyorlar.

Evet bu mağlûbiyet, aynen zelzele gibi ihanetin cezasıdır. Burada çok zâtlar kat'iyyen hükmediyorlar ki, Risaleti'n-Nurun iki merkez-i intişarı olan Isparta ve Kastamonu vilâyetleri sâir yerlere nisbeten âfât-ı semâviyeden mahfûz kaldıklarının sebebi, Risaleti'n-Nurun verdiği îmân-ı tahkîkî ve kuvvet-i i'tikàdiyedir. Çünkü böyle âfâtlar, za'f-ı îmândan neş'et eden hatâların neticesidir. Hadîsçe, sadaka belâyı def' ettiği gibi, o kuvve-i îmâniye dahi o âfâta karşı derecesiyle mukàbele ediyor. ∗∗∗

► (012) ◄

Azîz ve sıddık ve sâdık ve fedâkâr ve vefâdâr kardeşlerim!

Sizin bu defaki manevî ve nurlu hediyeniz benim nazarımda Cennetü'l-Firdevs’ten bir desti âb-ı kevser hediyesi, âlem-i bekàdan bize gelmiş gibi rûhum inşirah ile doldu; bütün duygularım sürûr ile şükrettiler. Size uzun bir mektûb yazmak arzu ediyorum, fakat zaman ve hâlim müsâade ve muvâfakat etmediğinden kısa kesmeye mecbur oldum. Yalnız o hediyelerin hususî sâhiblerine mâşâallâh, bârekallâh, veffakakümullâh, es'adekümullâh derim.

Bilhassa Yirmiyedinci Mektûb’un medresesinde mütehassirâne müştâk bulunduğum kardeşlerimle mâziye gidip tekrar görüştüm ve mükerreren ayrı ayrı görüşüyorum.

Otuzbirinci âyetin birinci mukaddimesi olan ﴾ وَ اِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى ﴿ cümlesi, bin beşyüz küsûr olan makam-ı cifrîsiyle, ehl-i dalâlet tarafından aşılanan manevî hastalıkların kısm-ı a'zamı, Risaleti'n-Nur’un Kur'ânî ilâçlarıyla izâle edilebilir diye işâret etmekle beraber; maatteessüf ikiyüz sene kadar dünyanın ömrü bâkî kalmışsa, bir fırka-i dâlle dahi devam edeceğine îmâ ediyor.

﴾ فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا ﴿ cümlesi, mânâ-yı işârîsinde, ikinci emârenin birinci noktasında “Sin” harfi “Sad” harfinin altında gizlenmesi ve “Sad” görünmesinin iki sebebi var.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.