kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehîd hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfât-ı maneviyeleri, o musîbeti hiçe indirir.
Onbeşinden yukarı olanlar, eğer masûm ve mazlum ise, mükâfâtı büyüktür; belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü âhirzamanda mâdem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (A.S.M.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve mâdem âhirzamanda Hazret-i İsâ’nın (A.S.) din-i hakîkisi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsâ’ya (A.S.) mensûb Hıristiyanların mazlumları çektikleri felâketler onlar hakkında bir nev'i şehâdet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musîbet-zedeler, fakir ve zaîfler, müstebid büyük zâlimlerin cebir ve şiddetleri altında musîbet çekiyorlar. Elbette o musîbet onlar hakkında medeniyetin sefâhetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffâret olmakla beraber; yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım. Cenâb-ı Erhamürrâhimîne hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten tesellî buldum.
Eğer o felâketi gören zâlimler ise ve beşerin perîşaniyetini ihzar eden gaddârlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adâlet-i Rabbâniyedir.
Eğer o felâketi çekenler mazlumların imdâdına koşanlar ve istirahat-i beşeriye için ve esâsât-ı diniyeyi ve mukaddesât-ı semâviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhâfaza için mücâdele edenler ise, elbette o fedâkârlığın manevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür ki; o musîbeti onlar hakkında medâr-ı şeref yapar, sevdirir. ∗∗∗
► (072) ◄
Kardeşlerim!
Bugünlerde “Rumûzât-ı Semâniye”ye ait iki risaleyi ehemmiyetli talebelere bir yere gönderdim. Yol kapandı, gitmedi. O iki risaleyi tekrar dikkatle mütâlaa ettim. Fikren dedim ki: “Bu zevkli, güzel, meraklı, şirin bir maksada giden bu tevâfuklu yolda ne için sevkedilmeden perde indi, başka yolda sevkedildik, çalıştırıldık.”
Birden ihtar edildi ki: O gaybî esrârı açacak olan meslekten yüz derece daha ehemmiyetli ve kıymetli ve umumî ihtiyaca medâr ve herkes bu zamanda ona şiddetle muhtaç ve İslâmiyetin temel taşları olan hakàik-ı îmâniye hazinesine hizmet etmeye ve istifadeye zarar gelecekti. En büyük ve en yüksek maksad olan hakàik-ı îmâniyeyi, ikinci derecede bırakacaktı. Onun için idi.
