hilâf-ı me'mûl olarak emânet ellerimizde iken, güyâ hediyenin seyrine gelmiş gibi girmesi; hem aynı vakitte, bir-iki kerâmet-i Nuriyeye medâr Hayri isminde bir şâkird ve Risale-i Nurun ehemmiyetli bir şâkirdi ve Daday kasabasından gelen Fuâd ile beraber girmeleri ile elimizdeki emânetlerden, İstanbul’da okutmak için üç nüshayı Fuâd’ın alması; elbette tesâdüfî ve ittifakî değil, belki bu İhtiyarlar emânetine bir hüsn-ü istikbâldir ve bu havâlide hüsn-ü te'sirine bir işârettir.
Kardeşlerim! Erkân-ı sitteden iki Ali ile Tahiri ve Hâfız Mustafa, bu iki-üç senede ve bilhassa bu havâlide bana yardımları ve fütûhâtları, ya fevkalâde ihlâslarından veya yüksek iktidar ve fa'âliyetlerinden o derecededir ki; bu vilâyette Risale-i Nur şâkirdlerini ebeden minnetdâr edip, Risale-i Nuru dahi buralarda ebeden yerleştirdiler. Cenâb-ı Hak, onlardan ve sizlerden ebeden râzı olsun, âmîn.
Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese-i Nuriye’nin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu ve iki kardeş Mustafa ve Sâlih ve iki kardeş Ahmed ve Süleyman ve beş kardeş beraber talebe olup, üçü bize yardım etmeleri ve Babacan da, Âsım’ın rûhunu şâd edip, o sistemde yardımımıza koşması ve Zekâi de Lütfü’nün rûhunu mesrûr edip, eski Zekâi gibi vazifesine sarılması ve Marangoz Ahmed ve Kâtib Osman ve Mehmed Zühtü (Afallahu) ve Nuri ve Tenekeci Mehmed gibi, eski kıymetdâr hizmetleriyle Isparta’yı nurlandıran diğerleri gibi, Kastamonu’nun tenvirine de koşmaları ve şimdi tanıdığım Mustafa ve Mustafa ve Mustafa ve Eyyûb, kalemleriyle, eski dost gibi ümmîliğime yardım etmeleri, elbette, şübhesiz فَاِنَّكَ مَحْرُوسٌ بِعَيْنِ الْعِنَايَةِ müjdesini tam tasdik ederler. ∗∗∗
► (155) ◄
Azîz sıddık, mücâhid kardeşlerim Hasan Âtıf ve sâdık rüfekası!
Evvelâ: Bu şühûr-u selâse-i mübârekenizi tebrik ediyoruz. Sizin kalemlerinizin yâdigârları ve Risale-i Nurdan ayrılmamak ve sebat etmek senedleri olan yazılarınızı ve dininizi dünyanın çok fevkınde tutmanıza işâret veren dünya sûreti üstündeki çizgilerinizi ve îmân hizmetinde dâima sebat etmenize, vesikalar hükmündeki imzalarınızı, kemâl-i memnuniyetle aldık, kabûl ettik. Cenâb-ı Hak sizlere, hazine-i rahmetinden onların hurûfâtı adedince defter-i âmâlinize haseneler yazsın, âmîn.
Azîz kardeşlerim! Bu defa yazılarınızda İhlâs Risalelerini gördüğüm için, sizi o gibi risalelerin dersine havâle edip, ziyâde bir derse ihtiyaç görmedim. Yalnız bunu ihtar ediyorum ki; mesleğimiz, sırr-ı ihlâsa
