İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 124 / 218
124

külliyetinden bir ferddir. Ve o ferdin kasden bir medâr-ı nazar olduğuna ve ehemmiyetli bir vazife göreceğine eskiden beri ulemâ beyninde cârî bir düstur-u cifrî ve riyâzî ile karîneler, belki hüccetler gösterilmiş iken Kur'ânın âyetine veya sarâhatine değil incitmek, belki i'câz ve belâğatına hizmet ediyor. Bu nev'i işârât-ı gaybiyeye i'tirâz edilmez. Ehl-i hakikatin, nihâyetsiz İşârât-ı Kur'âniyeden had ve hesaba gelmeyen istihrâcâtlarını inkâr edemeyen, bunu da inkâr etmemeli ve edemez.

Amma, benim gibi ehemmiyetsiz bir adamın elinde böyle ehemmiyetli bir eserin zuhûr etmesini istiğrab ve istib'âd edip i'tirâz eden zât, eğer buğday tanesi kadar çam çekirdeğinden dağ gibi çam ağacını halkeylemek azamet ve kudret-i İlâhiyeye delil olduğunu düşünse, elbette bizim gibi acz-i mutlak ve fakr-ı mutlakta ve böyle ihtiyac-ı şedîd zamanında böyle bir eserin zuhûru, “vüs'at-i Rahmet-i İlâhiyeye delildir” demeye mecbur olur.

Ben, sizi ve mu'terizleri, Risale-i Nurun şeref ve haysiyetiyle te'min ediyorum ki; bu işâretler ve evliyânın îmâlı haberleri, remizleri beni dâima şükre ve hamde ve kusurlarımdan istiğfara sevketmiş. Hiçbir vakitte, hiçbir dakika, nefs-i emmâreme medâr-ı fahr ve gurur olacak bir enâniyet ve benlik vermediğini size bu yirmi sene hayatımın göz önünde tereşşuhâtıyla isbât ediyorum.

Evet, bu hakikatle beraber, insan kusurlardan, nisyandan, sehivden hàlî değil. Benim bilmediğim çok kusurlarım var. Belki de fikrim karışmış, risalelerde hatâlar da olmuş. Fakat, Kur'ânın hurûfât-ı kudsiyesinin yerine, beşerin tercümesini ikame perdesi altında, noksan hurûflarla, yeni hat altında, tahrifkârâne, ehl-i dalâletin te'vilât-ı fâsideleri âyâtın sarâhatini incitmelerine bakmıyor gibi; bîçâre, mazlum bir adamın, kardeşlerinin îmânını kuvvetleştirmek için, bir nükte-i i'câziyeyi beyân ettiği için, hizmet-i îmâniyesine fütûr verecek derecede i'tirâz; elbette değil öyle zâtlar, belki zerre mikdarı insafı bulunan i'tirâz edemez.

Benim şahsım için mûcib-i hayrettir ki; o i'tirâz eden zât, benim silsile-i ilimde en mühim üstadım olan Şeyh Fehim (K.S.)’nin bir tilmizi ve en ziyâde merbût olduğum İmâm-ı Rabbânî (R.A.)’ın bir talebesi olduğu hâlde; herkesten ziyâde, kusurlarıma, eski karışık hayatlarıma, taşkınlıklarıma bakmayarak bütün kuvvetiyle imdâdıma koşmak lâzım iken; maatteessüf, ondan tereşşuh eden bir i'tirâz, bazı zaîf arkadaşlarımıza fütûr ve ehl-i dalâlete bir sened hükmüne geçtiğim çok teessüfle işittik.

O ihtiyar zâttan, çabuk bu sû-i tefehhümü izâle etmek için tamire çalışmasını; hem duâsıyla, hem te'sirli nasihatiyle yardımını bekleriz. Bunu da ilâveten beyân ediyorum.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.