İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 125 / 218
125

Bu zamanda, gayet kuvvetli ve hakikatli milyonlar fedâkârları bulunan meşrebler, meslekler bu dehşetli dalâlet hücumuna karşı zâhiren mağlûbiyete düştükleri hâlde; benim gibi yarım ümmî ve kimsesiz, mütemâdiyen tarassud altında, karakol karşısında ve müdhiş, müteaddid cihetlerle aleyhimde propagandalar ve herkesi benden tenfîr etmek vaziyetinde bulunan bir adam; elbette dalâlete karşı gâlibâne mukâvemet eden ve milyonlar efrâdı bulunan mesleklerden daha ileri, daha kuvvetli dayanan Risale-i Nur’a sâhib değildir. O eser, onun hüneri olamaz ve onunla iftihar edemez.

Belki, doğrudan doğruya Kur'ân-ı Hakîmin bu zamanda bir mu'cize-i maneviyesi, Rahmet-i İlâhiye tarafından ihsân edilmiştir. O adam, binler arkadaşıyla beraber o hediye-i Kur'âniyeye el atmışlar. Her nasılsa birinci tercümânlık vazifesi ona düşmüş. Onun fikri ve ilmi ve zekâsının eseri olmadığına delil, Risale-i Nurun öyle parçaları var ki; bazı altı saatte, bazı iki saatte, bazı bir saatte, bazı on dakikada yazılan risaleler var. Ben yemînle te'min ediyorum ki; Eski Said’in kuvve-i hâfızası beraber olmak şartıyla, o, on dakikalık işi, on saatte fikrimle yapamıyorum. O bir saatlik risaleyi, iki gün isti'dâdımla, zihnimle yapamıyorum. Ve o altı saatlik risale olan Otuzuncu Söz’ü, ne ben, ne de en müdakkik dindar feylesoflar, altı günde o tahkîkatı yapamaz... Ve hâkezâ...

Demek, biz müflis olduğumuz hâlde, gayet zengin bir mücevherât dükkânının dellâlı ve birer hizmetçisi olmuşuz. Cenâb-ı Hak, fazl ve keremiyle, bu hizmette hàlisâne, muhlisâne bizi ve umum Risale-i Nur şâkirdlerini dâim muvaffak eylesin, âmîn.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.