İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 64 / 267
64

Gavs-ı A'zam (K.S.) da kuvvetli bir sûrette Risale-i Nurdan haber verip tercümânını teşci' etmiş. Bu mahrem dört Risale-i Kerâmet-i Aleviye ve Gavsiyeye ait dört risale inşâallâh bir vakit size gönderilebilir. Mahkeme ehl-i vukûfu, onlara i'tirâz edememiş, yalnız “Bu yazılmamalı idi” diye küçük bir tenkid etmişler. Ben de cevab verdim, onlar sustular. Zâten Üveysî bir sûrette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı A'zam’dan (K.S.) ve Zeynelâbidîn (R.A.) ve Hasan, Hüseyin (R.A.) vâsıtasıyla İmâm-ı Ali’den (R.A.) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz dâire onların dâiresidir.

Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki; duânızın himmetiyle, onbeş günden ziyâde şiddetli bir harâret içinde tehlikeli ve zehirli hastalığın, iki gündür tehlikesi geçti. Hastalıkla bir saat ibâdet bir gün kadar olması cihetiyle, inşâallâh yapamadığım çok hayratın yerini bu hastalık doldurmuş ve çok kusurâtıma da keffâret olmuş. Fakat za'fiyet ve hastalık devam ediyor.

Latîf ve mânidâr bir tevâfuktur ki; dünkü gün, masûmların mecmuası elime geçti, açtım. O mecmuanın başında, o masûmların bir kumandanı hükmünde ve Medrese-i Nuriyenin kahramanlarından marangoz Ahmed’in gayet zînetli ve nakışlı ve dikkatli yazdığı Küçük Sözler, başında dercedilmiş gördüm. “Mâşâallâh marangoz Ahmed dedim, masûmların çavuşu olmuş.” Aynı günde bir mektûbu elime geçti, açtım. Marangoz Ahmed’in gönderdiğimiz mektûbları arkadaşlara gecede okumak zamanında, iki çekirge mektûbun başına gelip tâ bitinceye kadar dinlemelerini gördüm. Birkaç gün evvel biz mektûbu yazarken, iki güvercin, mektûbun makbûliyetini ve müjdeci serçe ve kuddûs kuşlarının müjdelerini tasdik ettikleri gibi; marangozun iki çekirgeleri de güvercinleri ve müjdeci kuşları tasdik ederek, biz dahi Risale-i Nuru tanıyoruz diye, lisân-ı hâlleri ifâde ediyor diye latîf ve mânidâr tevâfuk olmuş.

Bu münâsebetle, o mecmua içinde mübârek kahramanlardan Küçük Ali’nin biraderzâdesi masûm ve küçük bir Abdurrahman olan Hâfız Ahmed’in yazdığı Sekizinci Şuâ’ın Sekizinci Remzi’nden bir sahife evvel bir fıkra nazarıma değdi. Bir-iki aydır size Risale-i Nurun makbûliyetine dair yazılan mektûblarda şahsımın hisse-i şerefi ve hüneri olmadığını ve sırf bir ikram-ı İlâhî olmasına dair yazılan parçayı bu fıkrayı, o fıkraya alâkadar gördüm, size gönderiyorum, onlara münâsib bir yerde ilhâk edersiniz. O fıkra, Celcelûtiye ’nin fevkalâde Risale-i Nura verdiği ehemmiyetten şahsımın bir lem'ası, bir hüneri olmadığına dairdir. Şöyle ki; orada demiştim:

Hem ben itiraf ediyorum ki, böyle makbûl bir eserin mazharı olmak hiçbir vecihle o makama liyâkatim yoktur. Fakat küçük ehemmiyetsiz bir çekirdekten, koca dağ gibi bir ağacı halketmek Kudret-i İlâhiyenin şe'nlerindendir ve âdetidir ve azametine delildir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.