boş kalmış. Kalbime ihtar edilmiş ki; Eski Said’in en mühim eseri ve Risale-i Nurun fâtihası, Arabî ve matbu' olan “İşârâtü'l-İ'câz Tefsiri”, Otuzuncu Mektûb olacak ve olmuş. Eski Said’in en son te'lifi ve yirmi gün ramazanda te'lif edilen, kendi kendine manzûm gelen “Lemeât Risalesi” Otuzikinci Lem'a olması ve Yeni Said’in en evvel hakikatten şühûd derecesinde kalbine zâhir olan ve Arabî ibaresinde “Katre”, “Habbe”, “Şemme”, “Zerre”, “Hubâb”, “Zühre”, “Şu'le” ve onların zeyillerinden ibaret büyükçe bir mecmua Otuzüçüncü Lem'a olması ihtar edildi.
Hem “Meyve”, Onbirinci Şuâ olduğu gibi, “Denizli Müdafaanâmesi” de Onikinci Şuâ ve hapiste ve sonra “Küçük Mektûblar Mecmuası” Onüçüncü Şuâ olması ihtar edildi. Ben de azîz kardeşlerimin tensiblerine havâle ediyorum. Demek birkaç mertebede kapı açıktır, bizlere daha iyi tetimmeler yazdırılabilir.
Azîz kardeşlerime birer birer selâm ediyorum. Kastamonu ve civarındaki kardeşlerimi de –eski zamanda olduğu gibi– dâima beraber görüyorum. Hiç merak etmesinler; Risale-i Nur tevakkuf etmiyor, perde altında büyük fütûhâtı var. Sıkıntılarımızın neticeleri Risale-i Nurun derslerine daha ziyâde nazar-ı dikkati celbedip geniş bir dâirede kendini okutturuyor. Onun için gayet çalışkan iki kardeşimiz olan baba ve oğlu; ve babası, ziyâde sıkıntı çekmelerinde iftihar etsinler, orada muvakkat tevakkuftan müteessir olmasınlar. Benim ve bizim nazarımızda onlar, eski mevkilerini tam muhâfaza ediyorlar.
Başta Risale-i Nurun fıtrî talebeleri masûm çocuklar demiştik. İşte bir nümûnesi; bu mektûbumu rahatsızlıktan kendim yazamadığım için ben söyleyip yeni hurûfla yazan Ceylan, biri de ona mektûb yazan masûm Küçük Ali, biri de bu defa bana kâmilâne ve müdakkikàne mektûb yazan Medrese-i Nuriyenin küçük şâkirdi Küçük Mehmed’dir. Ben de onlara Bârekallâh bahtiyar çocuklar derim, peder ve vâlidelerini de tebrik ederim. ∗∗∗
