İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 28 / 267
28

mikdar bulunsaydı; “Karşımda kimler var, dünyada neler oluyor, bana kim yardım edecek?” diye soruşturacaktı, merak edecekti, karışacaktı, hilelerle büyüklere hulûl edecekti.

En elîm cüz'î bir hâdise şudur ki: “Bir tecrid-i mutlak içinde her muhâbereden kesilmiş vaziyetimden kurtulmak için hapse girmeye bir bahâne bulunuz ki; beni hapse alsınlar, bu azâptan kurtulayım.” diye bazı dostlarıma bir gizli mektûb elden göndermiştim. Tâ, benim hayatımın sermâyesi ve neticesi ve gayet zînetli bir sûrette tezyîn edilmiş Risale-i Nurdan, Denizli’de mahkemede bulunan kitaplarıma yakın olayım ve teslîm almaya çalışayım. Maatteessüf, aleyhime olan oradaki ehl-i vukûftan bir tek adam beni müdafaa ederken, o dahi mektûbumu görüp, hapse girmem için aleyhime hüküm vermeye mecbur olmuş.

Beni hapislere sokan muârızlarımın bir bahâneleri de –o mahkemede ondan berâet kazandığım– “Tarîkatçılık”tır. Hâlbuki, Risale-i Nurda dâima da'vâ edip demişim: “Zaman tarîkat zamanı değil, belki îmânı kurtarmak zamanıdır. Tarîkatsız Cennete gidenler çoktur, îmânsız Cennete giden yoktur.” diye bütün kuvvetimizle îmâna çalışmışız. Ben hocayım, şeyh değilim. Dünyada bir hânem yok ki... Nerede tekkem olacak?.. Bu yirmi sene zarfında, bir tek adam yok ki; çıksın desin: “Bana tarîkat dersi vermiş.” ve mahkemeler ve zâbıtalar bulmamışlar. Yalnız eskiden yazdığım tarîkatların hakikatlerini ilmen beyân eden “Telvihât Risalesi” var ki, bir ders-i hakikattir ve yüksek bir ders-i ilmîdir, tarîkat dersi değildir.

Hürriyet-i vicdânı esâs tutan hükûmet-i cumhûriyenin, elbette bu milletin milyarlar ecdâdının rûhları bağlandığı bir hakikate ve onun yolunda dünyaya meydân okudukları ve îmân-ı tahkîkîyi gâlibâne felsefeye karşı isbât eden bir eseri ve hàdimlerini himâye etmek, ehemmiyetli bir vazifesidir. Yoksa, o zaîf hàdimin ellerini bağlayıp, binler düşmanlarını ona saldırtmaya, hiçbir vecihle o cumhûriyetin düsturları müsâade etmez... Cumhûriyet beni dinleyecek diye şekvâmı yazdım. Evet حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ derim. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.