İkinci Madde: Bir şeyin vücûdu ve tamiri ve hayatı, ona ait bütün erkân ve şerâitin vücûduyla olabilmesi; ve o şeyin ademi ve tahribi ve ölmesi, bir tek şartın bozulmasıyla olduğu bir kaide-i hakikattir. Umumun dillerinde “Tahrib, tamirden çok kolaydır.” diye darb-ı mesel olmuştur. Bu kat'î kaideye binâen, meydânda görünen ehemmiyetli kusurlar ve tahribâtlar, o kumandanın hatâsından; ve ehemmiyetli şerefler ve zaferler ise, ordunun kahramanlığından geldiğinden; o fenâlıkları ona, o iyilikleri orduya vermek lâzım gelirken, bütün bütün aksine olarak, cemâatin hayrını, baştaki bir ferde; ve o ferdin şerrini, cemâate vermek; dehşetli bir haksızlık olmasıdır.
Üçüncü Madde: Cemâatin hayrını ve ordunun zaferini başa vermek ve o başın kusurunu cemâate isnâd etmek ise, binler hayırları bir tek hayra indirmek; ve bir tek kusuru, binler kusur yapmaktır. Çünkü nasıl bir tabur bir dehşetli düşmanı öldürse, herbir neferi bir gâzilik rütbesini alır; ve yalnız binbaşısına verilse, binden bire iner bir tek gâzi olur; o binbaşının hatâsıyla, zâlimâne bir katil yapılsa ve ona verilmeyip tabura verilse, o bir tek katil bin cinayet hükmüne geçerek bin neferi mes'ûl eder ve cezaya çarpar.
Aynen öyle de; meydândaki görünen ehemmiyetli kusurlar onları işleyen ölmüş adama verilmezse, beşyüz, belki bin seneden beri gâziliğini ve hak-perestliğini dünyaya gösteren ve fermân-ı şerefini ve Kur'ân bayraktarlığını kılınçlarıyla ve kanlarıyla imzalayan bir orduya havâlesiyle o kusurlar binler derece ve erkânları adedince ziyâdeleşir, o ordunun pek parlak mâzisini dehşetli karartır ve bu asrın ordusunu, geçen asırların aynı orduları önünde mahcûb ve mes'ûl eder; ve mevcûd şerefler, zaferler tek adama verilse, binler derece küçülür, erkân ve efrâd adedince gâzilik ve hayırlar, bir tek hükmüne geçer, söner; daha kusurlara karşı keffâretü'z-zünûb olmaz.
İşte bu sebebler içindir ki; ben, onun dostluğunu bırakıp, onun yerinde, ehemmiyetli bir zamanda, içinde bulunduğum ve te'sirli hizmet ettiğim o ordunun dostluğunu aldım ve binler derece daha ehemmiyetli şerefini muhâfazaya Risale-i Nur ile çalıştım.
Emirdağı’nda
Said Nursî ∗∗∗
