İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 213 / 267
213

bana haber verdi. Dedim: “Yirmibeş sene gazetelerin havadislerini merak etmedim.” Fakat bu taşlar, Risale-i Nurun dinsizlere manevî tokatlarını temsîl ettiği cihette ve beş-altı sene evvel ondan haber verdiği için o şâkirde dedim: “Git, yalnız o hâdiseyi tamamıyla oku, tahkîk et.” O tahkîk etti, geldi. Diyor ki: “Bu baharda, Rusya’nın Vilâdivostok Ormanlarına, zemin yüzünde hiç emsâli görülmeyen büyüklükte semâdan taşlar düşmüş. Ve en büyüğü, yirmibeş metre uzunluğunda ve on metre boyundadır. Düştüğünde etrafındaki ağaçları devirmiş ve otuz kadar büyük çukurlar husûle getirmiş. Tedkik edilen parçalarında; demir, çelik ve başka maddeler, karışık olarak mîzansız bulunmaktadır.”

İşte resmî gazetelerin kat'î verdikleri bu haber, bin üçyüz altmış sene evvel Sûre-i Fîl’in mu'cizâne ﴾ تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ  ﴿ cümlesi ile bin üçyüz ellidokuz tarihinde dünyayı dine tercih eden ve dinsizliği esâs tutan, bir nev'i medeniyet hesabına beşeri yoldan çıkaranların başlarına, ebâbil kuşları gibi, semâvî tayyarelerden bombalar başlarına inecek ve semâvî taşlar yağdırmasına mukaddimesi olacak diye haber veriyor.

Ve ﴾ فِى تَضْلِيلٍ ﴿ aynen bin üçyüz altmış tarihini gösterip, dalâletin cezası olarak kavm-i Lûtun başına gelen ahcâr-ı semâviyeyi andıran semâvî taşlar o tarihlerden sonra geleceğini haber verip tehdid ediyor. Ve Risale-i Nurun “Sûre-i Fîl” nüktesine ait beyânâtı içinde hâşiyeli bu cümle var: “Evet, bu tokatlardan pür-şer beşer, şirkten, şükre girmezse ve Kur'âna tarziye vermezse, melâike elleriyle de ahcâr-ı semâviye başlarına yağacağını bu sûre bir mânâ-yı işârî ile tehdid ediyor.”

İşte bu fıkra doğrudan doğruya bu taşlara işâreti olmasına iki emâre var.

Birincisi: Şimdiye kadar gelen semâvî taşlar bir-iki karış oldukları hâlde, böyle yirmibeş metre uzunluğunda ve on metre genişliğinde dağ gibi taşlar, elbette semâvâtın dinsizliğe karşı bir alâmet-i hiddetidir.

Sûre-i Fîl mu'cizâne ona bakması, onun tefsiri, ona işâret etmesi, hakikattir. O hâdisenin o ihbara liyâkati var. Çünkü emsâlsizdir.

İkinci emâresi: Bütün zemin yüzünü ve nev'-i beşeri tehdid eden dehşetli bir dinsizliğin merkezlerine gelmesidir. Ve dinsizler bunu hissetmişler ki; küçücük hâdiseleri ehemmiyetle neşrettikleri hâlde, bir-iki aydır bu acîb, dehşetli hâdiseyi, ellerinden geldiği kadar şa'şaalandırmamağa çalışmışlar. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.