İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 203 / 267
203

rehber olmak vazifenizdir. Siz, şimdiye kadar gelen inkılâb kusurlarını üç-dört adamlara verip şimdiye kadar umumî harb ve sâir inkılâbların icbarıyla yapılan tahribâtları –hususan an'ane-i diniye hakkında– tamire çalışsanız, hem size istikbâlde çok büyük bir şeref ve âhirette büyük kusurâtlarınıza keffâret olup, hem vatan ve millet hakkında menfaatli hizmet ederek milliyet-perver, hamiyet-perver nâmına müstehak olursunuz.

Râbian: Mâdem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor; ve mâdem siz de herkes gibi kabre koşuyorsunuz; ve mâdem o kat'î ölüm ehl-i dalâlet için i'dâm-ı ebedîdir, yüzbin hamiyetçilik ve dünya-perestlik ve siyasetçilik onu tebdil edemez; ve mâdem Kur'ân, o i'dâm-ı ebedîyi, ehl-i îmân için terhis tezkeresine çevirdiğini güneş gibi isbât eden Risale-i Nur elinize geçmiş ve yirmi seneden beri hiçbir feylesof, hiçbir dinsiz ona karşı çıkamıyor.. bil'akis dikkat eden feylesofları îmâna getiriyor ve bu oniki sene zarfında dört büyük mahkemeniz ve feylesof ve ulemâdan mürekkeb ehl-i vukûfunuz, Risale-i Nuru, tahsin ve tasdik ve takdir edip, îmân hakkındaki hüccetlerine i'tirâz edememişler. Ve bu millet ve vatana hiçbir zararı olmamakla beraber; hücum eden dehşetli cereyanlara karşı sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur'ânî olduğuna Türk Milletinden, hususan mekteb görmüş gençlerden yüzbin şâhid gösterebilirim; elbette benim size karşı bu fikrimi tam nazara almak, ehemmiyetli bir vazifenizdir. Siz dünyevî çok diplomatları her zaman dinliyorsunuz; bir parça da âhiret hesabına konuşan benim gibi kabir kapısında vatandaşların hâline ağlayan bir bîçâreyi dinlemek lâzımdır.

Küçük bir Hâşiye:

Hilmi Bey! Tâli'in var. Ben, hapiste ve burada iken hakkımda seni merhametsiz gördüm. Ne vakit hiddet ettim, bedduâyı niyet ettim, Hilmi Bey nâmında benim bir kardeşim ve Nurun hàs bir şâkirdini her vakit hayırlı duâmda ismiyle zikrettiğimden, sana bedduâ niyet ederken, bu hayırlı duâya mazhar Hilmi Bey ismi âdeta şefâatçi oldu, beni men'etti; ben de, o niyetten vazgeçtim; Senin beni tâzib eden memurlarından gelen eziyete tahammül edip o bedduâdan vazgeçtim. Çok defa hayret ediyordum. Bana bu kadar sebebsiz azâb vermekle beraber sana hiddet etmiyordum. Demek en sonunda seninle dost olacağız diye o hiss-i kable'l-vukû' ile kalbe gelmiş. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.