İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 172 / 267
172

Bir tane, toprak altına girer, vefât eder; fakat yüz tane sünbüller meydâna geldiği gibi; Rahmet-i İlâhiyeden ümîdvârız ki, Hasan Feyzi de öyle kudsî bir sünbül verecek, çok Hasan Feyziler Nur dâiresinde yetişecekler, vazifesini daha ziyâde yapacaklar.

Sâniyen: Bu kahraman kardeşimizin, hayatta kaldığı gibi, defter-i hasenâtına herbirimiz, manevî kazançlarımızı –umumda olduğu gibi, hususî bir sûrette dahi– o kardeşimize hediye etmeliyiz. Ben, kendim, onu da, Hâfız Ali, Hâfız Mehmed ve Savalı Ahmed ve Mehmed Zühtü’nün beşincisi olarak evliyâ-i azîmenin hàs dâiresinde manevî kazançlarımı ona da bağışlamaya karar verdim. O zâtın ağır şerâit altında Nurların intişarına büyük hizmetler eden Nur hakkındaki fıkraları, “Lâhika”da olduğu gibi, münâsib gördüğünüz bazı mecmuaların âhirine de o te'sirli mektûblarının birer tanesini ilhâk ediniz. Nasıl ki Asâ-yı Mûsa ve Zülfikàr’da yazılıyor; tâ onun o canlı fıkraları, onun bedeline Nurlara hizmet etsin.

Hem, benim bedelime onun küçücük Medrese-i Nuriyesi olan hânesindeki akrabasına ve Denizli ve civarındaki büyük Medrese-i Nuriyedeki refîklerine ve talebelerine ve Nur şâkirdlerine tâziyemizi tebliğ edip deyiniz ki: Ben, bütün ömrümde, bu derece, bir vefâttan bu kadar müteessir olup ağlamamıştım.

Hem size bundan evvel yazdığım mektûbdaki şiddetli hiddetim ve dimağımdaki perîşaniyet, şimdi tahakkuk etti ki, o kahraman kardeşimizin vefâtı gününden başlamış. Hattâ o te'sir, ihtiyarımı selbetmişti. Öleceğim diye hizmetçiye vasiyetimi söyledim. Demek ikinci bir rûhum hükmünde Hasan Feyzi, benim bedelime ölmüş ve ölüyor. Hattâ onun vefât mektûbu, bütün bütün âdetime muhâlif bir buçuk saat elimde iken açamıyordum. Her ne ise.. bütün bu elîm acılara mukâbil, inâyet-i İlâhiye imdâda geldi; hem kendimi, hem onu, hem Nurcuları mesrûrâne rûh u canımızla tâziye içinde tebrik ettim. Bin Bârekallâh ve binler Rahmetullâh dedim.. terhisini alkışladım.

Sâlisen: Merhum Hasan Feyzi’nin berzaha gitmesi ve vazifesi münhal kalması ve mekteblileri Nurlara sevkeden yüksek muallimlik ve mekteb-i fünûnda mütefenninlik sıfatları çok mekteblilere bir parlak nümûne-i iktidâ olması cihetini teessüfle düşünürken, birden aynı sistemde hem muallim, hem iki mahdumuyla Nurcu, hem Hasan nâmında, hem bu iki Hasanlar gibi müstesnâ ve fedâkâr bir muallim olan Ahmed Fuâd’ı, Nur dâiresine girmeğe vesile bulunan Dadaylı Hâfız Hasan’ın üç seneden beri hiç mektûbunu almadığım ve hâlini ve Nurlara devamını bilemediğim hâlde, bir mektûbunu aldım. Dedim: Bir muallim Hasan gitti, yerine bir muallim Hasan ve çok fedâkâr diğer bir muallim Ahmed geldi.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.