âlemi kazanmaktır. İnsanın i'tikàdı sağlam olmazsa, da'vâyı kaybeder. Hakîki da'vâ budur. Bunun haricindeki da'vâlara karışmak zararlıdır. Siyasetle meşgul olan, ehemmiyetli hizmetlerinden geri kalır. Hem de siyaset boğuşmalarına kapılanlar, selâmet-i kalbini kaybeder.” der.
3 ― Yirmialtıncı Lem'a’da “İhtiyar dünyada.. benim hakîki vazifem, neşr-i esrâr-ı Kur'âniyedir.” (Sahife: 45). Bu memleketle, hamiyet-i İslâmiye noktasından alâkadarım. Yoksa benim ne hânem var, ne evlâdım.” (Sahife: 59).
4 ― Yirmibirinci Lem'a’da kardeşlerine verdiği öğütlerden birinci düstur: “Amelinizde rızâ-i İlâhî olacak, maddî menfaat fikri olmayacak.” Bu yazılarda: “Ben, sofî değilim”, “Mesleğimiz tarîkat değildir” (Sahife: 8), “Hubb-u câh ve nazarı kendine celbetmek, rûhî bir marazdır. Buna gizli bir şirk denir.” “Eğer mesleğimiz şeyhlik olsaydı, makam bir olurdu; o makama çok namzedler olurdu. Mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz...” ∗∗∗
