İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 35 / 218
35

senesinde Hazret-i Üstad’ın, Bediüzzaman Said-i Kürdî lakabı altında Karadeniz seyahatinde iki hizmetkârı ile İnebolu’yu ziyaret ederek, o zaman İnebolu’nun meşhûr ulemâsından Hacı Ziya ve diğer ulemâ arasında vapura teşyî' edildiği sırada tesâdüfen çarşıda karşıladığım ve çok derin muhabbet hissiyle bu mübârek zâta selâm durarak mütebessim ve nurânî sîmâlarıyla ve keskin nazarlarıyla selâmlarına ve manevî nazarlarıyla iltifatlarına mazhar olduğum günden beri artan muhabbet ve alâkamı, otuz senelik hâtırımdan kat'iyyen silinmediğini aynelyakìn görüyordum.

Tahminen ve takriben altı sene evvel bir gazete sütununda Isparta’da halkın fazla alâka göstermesinden, din ve îmân telkin etmesinden ürken ehl-i dünya tarafından tevkìf edildiğini teessürle okumuştum. Otuz senelik uzun bir zaman içinde bir defa böyle acı haber aldığım hâlde, âkıbetinden kat'iyyen başka bir ma'lûmât edinememiştim. On seneden beri Cenâb-ı Rabbü'l-Âlemîn Hazretlerinden niyâzımda, dâima beş vakit duâlarımda, “Yâ Rab! Bana bir mürşid-i kâmil ihsân buyur” niyâzında iken, bundan üç sene evvel, yani Hicrî bin üçyüz elliyedi (1357) ve Milâdî bin dokuzyüz otuzsekiz (1938) senesinde, İnebolu’da bir kahvede, Kastamonulu bir zavallı sarhoşun sitâyişle bahsettiği bir zâtın Kastamonu’da mevcûdiyeti ve menfî olarak bulunduğunu işittim.

Dikkat ettim ve tahkîk ve ta'mik ettim. Anladım ki; otuz senedir kalbimde saklı olarak taşıdığım o zamanki Said-i Kürdî olduğunu hayretle öğrendim. Ve kalbimdeki sevgi günler geçtikçe ateşlendiğini hissettiğimden, her tehlikeyi göze alarak ziyaret edip, mübârek ellerini öpmek lâzım ve şart olduğunu bildim. Ve ziyaretimde, Eski Said’in ism-i mübârekleri Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nurun müellifi ve sâhibi olarak buldum. Kemâl-i aşk ve ihlâs ile sarıldım. Ve benim yegâne mürşidim ve rehberim ve büyük üstadım o Risale-i Nurdur dedim. Ve bana bu hadsiz ihsânatı hidayet ve inâyet buyuran Cenâb-ı Hakk’a, Kur'ân-ı Hakîm’in harfleri adedince şükrederek Elhamdülillâh... Hâzâ min fadli rabbî dedim. (Hâşiye) [^4]

[^4]:(Hâşiye) Evet, bazı ehl-i velâyetin ileride talebesi olacak zâtlar, daha dünyaya gelmeden, hiss-i kable'l-vukû'un inkişafıyla kerâmetkârâne keşfettikleri gibi, Risale-i Nurun talebelerinin mühimlerinden birkaç zât dahi, çok zaman evvel, bir hiss-i kable'l-vukû' ile, ileride Said ile alâkadar bir sûrette bir Nura hizmet edeceğini hissetmişler. İşte, onların birisi de Nazîf'tir.

Risale-i Nura intisab etmezden evvel, maddî ve dünyevî her işlerimizde ve ticârethânemizin kazançlarında ve şahsî ve hususî işlerimizde Risale-i Nura intisaptan sonraki hàrikulâde farkları ve bereketleri görmekle beraber, en büyük bir ticâret veya mes'ûd bir zenginin,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.