İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 97 / 218
97

İnşâallâh, bu sıkıntılı hâdise dahi, münâfıkların aks-i maksûduyla, Risale-i Nurun fütûhâtını başka bir mecrâda teshîle vesile olur.

Beşinci Şuâ, yirmibeş sene evvel mesâili yazılan, yalnız bir-iki sahife tatbikat ilâve edilip Şuâlar’a giren Beşinci Şuâ ellerine geçmesi ehemmiyetlidir. Fakat bunda da bir hikmet var. Belki onlara, kendi mesleklerini bildirmek ve Cehenneme gidenin mâhiyetini bilmek için fevkalâde iktidar haricinde bir kazâ-i İlâhîdir, diye Cenâb-ı Hakk’ın hikmetine ve inâyetine ve hıfzına i'timâd edip merak etmeyiniz.

Hem siz, hem onlar bilsinler ki; sadaka belâyı def'ettiği gibi; Risale-i Nur Anadoludan, hususan Isparta, Kastamonu’dan âfât-ı semâviye ve arziyenin def' ve ref'ine vesiledir. Evet Sabri’nin ﴾ يَٓا اَرْضُ ابْلَعِى... وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِىِّ... الخ ﴿ âyetinden istihrâc ettiği mânâ, haktır ve mutâbıktır.

Evet, Risale-i Nur, sefîne-i Nuh gibi Anadoluyu Cebel-i Cûdî hükmüne getirip, küre-i arzın yangınından ve tûfânından kurtulmasına bir sebebdir. Çünkü, za'f-ı îmândan gelen tuğyan, ekserî musîbet-i âmmeyi celbettiği gibi; îmânı fevkalâde kuvvetlendiren Risale-i Nur, o musîbet-i âmmeyi dâiresinin haricine bırakmaya Rahmet-i İlâhiye tarafından vesile oldu.

Bu ehl-i dünya, bu Anadolu halkı Risale-i Nura girmeseler de ilişmesinler. Eğer ilişseler; yakında bekleyen yangınlar, tûfânlar, zelzeleler ve tâunların istilâsına uğrayacaklarını düşünsünler, akıllarını başlarına alsınlar. Mâdem biz onların dünyalarına karışmıyoruz, onların da lüzumsuz bir hâlde bu derece âhiretimize karışmalarında onlara felâket getirmek ihtimali kavîdir.

İşte bu sekiz aydır, hususan bu heyecan veren bu hâdisenizle beraber; şimdi yanımdaki Feyzi ile Emin ve bütün bana temâs eden dostlar şâhiddirler ki, bu sekiz ay zarfında bir tek defa ne harb-i umumîyi, ne siyaseti sormamışım. Ve odamdan işitilen radyoyu da, üç senedir dinlemedim. Hâlbuki benim, binler adam kadar dünyaya bakmak münâsebet var. Demek bize ilişen, doğrudan doğruya îmâna tecâvüz eder. Onları, Cenâb-ı Hakk’a havâle ediyoruz.

Hem ehl-i siyasete hiç münâsebetimiz olmadığı hâlde, kat'î bilsinler ki; bu memlekette, bu asırda, milleti anarşilikten, tereddî ve tedennî-i mutlakadan kurtaracak yegâne çaresi, Risale-i Nurun esâsâtıdır. Bu hâdisede sıkıntı çeken masûmlar ve üstadları bilsinler ki; ağır şerâit altında bir saat nöbet, bir sene ibâdet ve hakîki tefekkür-ü îmâniye ile bir saati, bir sene tâat hükmüne geçtiği gibi, inşâallâh onların sıkıntıları da öyle sevâba

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.