İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 90 / 218
90

Evet, bu zamanda siyaset, kalbleri ifsad eder ve asabî rûhları azâb içinde bırakır. Selâmet-i kalb ve istirahat-i rûh isteyen adam, siyaseti bırakmalı.

Evet, şimdi küre-i arzda herkes ya kalben, ya rûhen, ya aklen, ya bedenen gelen musîbetten hissedardır, azâb çekiyor, perîşandır. Bilhassa ehl-i dalâlet ve ehl-i gaflet, rahmet-i umumiye-i İlâhiyeden ve hikmet-i tâmme-i Sübhâniyeden habersiz olduğundan, nev'-i beşere rikkat-i cinsiye, alâkadarlık cihetiyle kendi eleminden başka nev'-i beşerin şimdiki elîm ve dehşetli elemleriyle dahi müteellim olup azâb çekiyor. Çünkü, lüzumsuz ve mâlâyanî bir sûrette vazife-i hakîkiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyâsî boğuşmalara ve kâinâtın hâdisâtına merak ile dinleyerek, karışarak rûhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler ve bilerek kendi zararına fiilen rızâ göstermek cihetinde, zarara râzı olana şefkat edilmez mânâsındaki اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُ لَهُ kaide-i esâsiyesiyle şefkat hakkını ve merhamet liyâkatini kendilerinden selbetmişler. Onlara acınmayacak ve şefkat edilmez. Ve lüzumsuz başlarına belâ getirirler.

Ben tahmin ediyorum ki, bütün küre-i arzın bu yangınında ve fırtınalarında selâmet-i kalbini ve istirahat-i rûhunu muhâfaza eden ve kurtaran yalnız hakîki ehl-i îmân ve ehl-i tevekkül ve rızâdır. Bunların içinde de en ziyâde kendini kurtaranlar, Risale-i Nurun dâiresine sadâkatle girenlerdir.

Çünkü bunlar, Risale-i Nurdan aldıkları îmân-ı tahkîkî derslerinin nuruyla ve gözüyle, herşeyde Rahmet-i İlâhiyenin izini, özünü, yüzünü görüp herşeyde kemâl-i hikmetini; cemâl-i adâletini müşâhede ettiklerinden; kemâl-i teslîmiyet ve rızâ ile, rubûbiyet-i İlâhiyenin icraatından olan musîbetlere karşı teslîmiyetle, gülerek karşılıyorlar, rızâ gösteriyorlar. Ve merhamet-i İlâhiyeden daha ileri şefkatlerini sürmüyorlar ki, elem ve azâb çeksinler.

İşte buna binâen, değil yalnız hayat-ı uhreviyenin, belki dünyadaki hayatın dahi saâdet ve lezzetini isteyenler, –hadsiz tecrübeleriyle– Risale-i Nurun îmânî ve Kur'ânî derslerinde bulabilirler ve buluyorlar.

Bugünlerde iki hâtıradan iki ihtar:

Birincisi: Bu şehirde Risale-i Nura intisab eden ihtiyar hanımlar sebat ettiklerini ve başkalar gibi sarsılmadıklarını düşündüm. Birden bu hadîs-i şerîf ihtar edildi. عَلَيْكُمْ بِدِينِ الْعَجَائِزِ yani; Âhirzamanda, kadınların samîmî dinlerine ve kuvvetli i'tikàdlarına tâbi olunuz.” Evet, ihtiyar kadınlar fıtraten zaîfe ve hassas ve şefkatli olmalarından, herkesten ziyâde

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.