Cenâb-ı Hakk’a, onların hurûfâtı adedince ve Şehr-i Ramazan’ın dakikalarının âşireleri sayısınca hamd ü senâ ediyoruz. Elhamdülillâhi alâ külli hâl.
Hem hastalıktan gelen teessür ve Âtıf hâdisesiyle kalbime gelen teellüm ve onlara acımak ve Isparta’ya sirâyet etmek endişesinden neş'et eden sıkıntı ve bu mübârek şehirde Risale-i Nurun سِرًّا تَنَوَّرَتْ perdesi altına girmesi ve üçüncü günde, o iki taharrîden sonra, akşama kadar gelen ve gidenler mütemâdiyen tarassud edilmesi ve Emin’in hânesi de bir şey bulunmadan taharrî edilmesi cihetiyle, ziyâde muzdarib ve müteellim iken; Cenâb-ı Erhamürrâhimînin rahmetiyle, şimdiye kadar devam eden inâyet-i İlâhiye himâyeti ve rızâ, teslîm, tevekkül ve ihlâsın verdikleri tesellî, bütün o müz'ic şeyleri akîm bıraktı. Kemâl-i ferâh ve istirahatle “Görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler.” deyip, kemâl-i teslîmiyetle müsterih olduk. Siz de öyle olunuz, fütûr getirmeyiniz.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ederiz.
Hastalık devam ediyor, fakat tahammül haricinde değil. O musîbet de, Risale-i Nurun parlak neşriyatına tevakkuf vermek için idi.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
