İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 214 / 218
214

o ibâdeti kısmen ibtal eder. Çabuk bu hâdiseyi teskin ediniz, yoksa münâfıklar istifade edecekler, belki onların parmağı var.

Evet Risale-i Nurun o kadar dehşetli muannidlere karşı gâlibâne mukâvemeti, sırr-ı ihlâstan ve hiçbir şeye âlet edilmemesinden ve doğrudan doğruya saâdet-i ebediyeye bakmasından ve hizmet-i îmâniyeden başka bir maksad takib etmemesinden ve bazı ehl-i tarîkatın ehemmiyet verdikleri keşf ve kerâmât-ı şahsiyeye ehemmiyet vermemekten ve velâyet-i kübrâ sâhibleri olan sahâbîler gibi, veraset-i Nübüvvet sırrıyla, yalnız îmân nurlarını neşretmek ve ehl-i îmânın îmânlarını kurtarmaktır.

Evet, Risale-i Nurun bu dehşetli zamandaki kazandırdığı iki netice-i muhakkìkası herşeyin fevkındedir; başka şeylere ve makamlara ihtiyaç bırakmıyor.

Birinci Neticesi: Sadâkat ve kanâatle Risale-i Nur dâiresine giren, îmânla kabre gireceğine gayet kuvvetli senedler var.

İkinci Neticesi: Risale-i Nur dâiresinde, ihtiyarımız olmadan, haberimiz yokken takarrür ve tahakkuk eden şirket-i maneviye-i uhreviye cihetiyle herbir hakîki sâdık şâkirdi; binler diller ile, kalbler ile duâ etmek, istiğfar etmek, ibâdet etmek ve bazı melâike gibi, kırkbin lisân ile tesbih etmektir. Ve Ramazan-ı Şerîfteki hakikat-i Leyle-i Kadir gibi, kudsî ve ulvî hakikatleri, yüzbin el ile aramaktır.

İşte, bu gibi netice içindir ki, Risale-i Nur şâkirdleri, hizmet-i nuriyeyi, velâyet makamına tercih eder; keşf ve kerâmâtı aramaz; ve âhiret meyvelerini dünyada koparmaya çalışmaz ve vazife-i İlâhiye olan muvaffakıyet ve halka kabûl ettirmek ve revâc vermek ve galebe ettirmek ve müstehak oldukları şân ü şeref ve ezvâk ve inâyetlere mazhar etmek gibi, kendi vazifelerinin haricinde bulunan şeylere karışmaz ve harekâtını onlara bina etmezler. Hàlisen, muhlisen, çalışırlar, “Vazifemiz hizmettir, o yeter” derler.

Ve sâniyen: Seksen küsûr sene kıymetinde bulunan ve Ramazan-ı Şerîfin mecmûunda gizlenen hakikat-i Leyle-i Kadri kazanmak için, Risale-i Nur şâkirdlerinin şirket-i maneviye-i uhreviyeleri muktezâsınca herbiri, mütekellim-i maa'l-gayr sîgası olan [ اَجِرْنَا ❀ اِرْحَمْنَا ❀ وَاغْفِرْلَنَا ] gibi tâbiratta, biz dedikleri vakit, Risale-i Nurun sâdık şâkirdlerini niyet etmek gerektir. Tâ herbir şâkird umumun nâmına münâcât edip çalışsın ve bu bîçâre ve az çalışabilen ve haddinden çok fazla hizmet ondan beklenen bu kardeşinize, o hüsn-ü zanları yanlış çıkarmamak için, geçen Ramazan gibi yardımınızı ricâ ediyorum. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.