İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 204 / 218
204

Evvelâ: Risale-i Nur şâkirdlerinin bir kısmı, bekâr kalmaklığın çok sebeblerinden bir sebebini gösteren bir hâdise: Bugünlerde, gençlik darbesini yiyen ve bekâr kalan ve tesellî bulmak için Risale-i Nur ile alâkadarlığa çalışan ve mühim bir mektebde ders almaya meşgul; ve ehemmiyetli bir adamın kerîmesi bulunan hanıma icmâlen bir hakikat söyledim. Belki o havâlide bazılara fâidesi var diye yazıyorum.

Dedim ki: Mâdem gençlik darbesini yedin, bir vazife-i fıtriye olan tenâsül kanununa daha girme. Çünkü o vazifenin mukâbilinde ücret olarak, erkeğin aldığı muvakkat lezzet ve keyif bir derece bidâyette kâfî geliyor. Fakat, bîçâre kadın, o vazife-i fıtriyede, bir sene ağır yükü çekmeye ve bir-iki sene veledin meşakkatine, beslemesine ve açık saçıklık sebebiyle kocasının nazarında sadâkatsizlik ittihamı ve kocasının da gözü dışarıda olmak ihtimali ve ona samîmî merhamet etmemesi cihetiyle, dâimî sıkıntılara ve vicdânî azablara mukâbil; izdivâcda aldığı muvakkat bir keyf ve lezzet, bu bozuk zamanda, ona, o vazifeye mukâbil yüzden birisine mukâbil gelemiyor. Ve bilhassa, küfüvv-ü şer'î tâbir edilen, birbirine seciyeten ve diyâneten liyâkat bulunmadığından, daha ziyâde azâb çektirir. Ve bilhassa, terbiye-i İslâmiye haricinde, Müslüman nâmı altında olanlar, îmândan gelen hürmet ve merhamet-i mütekàbileyi bulamadıklarından, bütün bütün saâdet-i hayatiyeyi mahvediyor, Cehennem azâbını çektiriyor.

Hem peder, hem vâlide, tenâsül kanunundaki vazifede çektikleri çok meşakkat ve gördükleri çok hizmete mukâbil; yalnız veledin dünyada, kemâl-i hürmet ve itâatle şefkatlerine ve hizmetlerine bedel, hàlis bir hürmet ve sâdıkane bir itâat ve vefâtlarından sonra, salâhatiyle ve hayratıyla ve duâlarıyla onların defter-i a'mâline hasenât yazdırmak ve onbeş seneden evvel masûmen ölmüş ise, onlara, kıyâmette şefâatçi olmak ve Cennette, onların kucağında sevimli bir çocuk olmaktır.

Şimdi ise, terbiye-i İslâmiye yerine mimsiz medeniyet terbiyesi yüzünden ondan, belki yirmiden, belki kırktan bir çocuk ancak peder ve vâlidesinin çok ehemmiyetli hizmet ve şefkatlerine mukâbil, mezkûr vaziyet-i ferzendâneyi gösterir. Mütebâkisi endişelerle, şefkatlerini dâima rencîde ederek; o hakîki ve sâdık dostlar olan peder ve vâlidesine vicdân azâbı çektirir. Ve âhirette de da'vâcı olur. “Neden beni îmânla terbiye ettirmediniz?” şefâat yerinde, şekvâcı olur.

İkinci Mes'ele: Dünkü gün, beş tevâfuk-u latîfeden kat'î bir kanâat bize geldi ki; en cüz'î ve ehemmiyetsiz işlerimizde de inâyetkârâne bir dikkat altındayız.

Birincisi: Ben kapıya çıktığım vakit, me'mûlün hilâfında, Risale-i Nur şâkirdlerinden dört tane Ahmedler, bana alâkadar birer maksadı yapacak;

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.