İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 202 / 218
202

Evet, Risale-i Nurdan kesretli mecmualar çıkar ki, herbiri küçük, fakat kuvvetli Risale-i Nur olur. Her muhtacın eline geçebilir. Bu münâsebetle, Yirmibeşinci Sözün Zeyilleri’ni düşündüm. Şimdi, benim yanımda dört-beş nüsha var, zeyilsizdirler. Mübâreklerin bu defa gönderdikleri nüshanın zeylinde Rumûzât-ı Semâniye fihristesinden noksan alınmış, Sûre-i ﴾ اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ  ﴿ ve ﴾ اِنَّٓا اَعْطَيْنَا  ﴿ daki onüç elif, parmak ile ve Fâtiha’da onüç el ile işâretleri ve ﴾ اِنَّٓا اَنْزَلْنَا  ﴿ işâreti gibi ehemmiyetli parçalar yoktur.

Dünkü gün ﴾ اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ ﴿ âyetine dair Yirmidokuzuncu Mektûbun âhirinde, seyahat-ı hayâliye ve seyr-i kalbî risaleciğini okudum. Ve Birinci Şuâ’da bu âyet, Risale-i Nura işâretini tahattur ettim. Dedim: Bu iki nükte-i Nuriye ve تَغْرُبُ (الشَّمْسُ) فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ nükte ve hâşiyesiyle beraber Mu'cize-i Kur'âniye zeyilleri içine girse münâsib olur. Siz dahi münâsib görseniz yazılsın! İ'câz-ı Kur'ân nüktelerine ait mühim parça bulsanız ilâve edebilirsiniz.

Altıncısı: Seksen küsûr sene manevî ve bâkî bir ömrü kazandırmak sırrını taşıyan şühûr-u selâsenizi ve Leyle-i Regâibinizi bütün rûhumla tebrik ediyorum. İki-üç gün evvel, Yirmiikinci Söz tashih edilirken dinledim. Gördüm ki; içinde hem küllî zikir, hem geniş fikir, hem kesretli tehlil, hem kuvvetli îmân dersi, hem gafletsiz huzur, hem kudsî hikmet, hem yüksek bir ibâdet-i tefekküriye gibi nurlar var. Bir kısım şâkirdlerin ibâdet niyetiyle risaleleri, ya yazmak veya okumak veya dinlemekliğin hikmetini bildim. Bârekallâh, dedim. Hak verdim.

Bu mektûbdaki beş-altı mes'eleyi yazarken, Nur fabrikası sâhibi Hâfız Ali’nin mektûbuyla, ihlâsta ve çalışmakta ve ince düşünmekte mümtâz Hasan Âtıf’ın mektûbunu aldık. Hâfız Ali’nin mektûbunda, Risale-i Nur şâkirdlerinde sırr-ı İhlâsın ne derece yüksek bir terk-i enâniyet ve hazz-ı nefsîden teberrî etmek gibi, İhlâsın en yüksek seciyeleri, Risale-i Nur şâkirdlerinde tezâhür ediyor diye bir delil oldu.

Ezcümle: Hâfız Ali diyor ki: Husrev kardeşimiz kendi kalemiyle yazılan “Mu'cizâtlı Kur'ânı” fotoğrafla tab'ına tarafdâr olmaması ve demir harflerle müsâade oluncaya kadar beklemeye tarafdâr olması, onun fevkalâde ihlâsına ve nefsin huzûzâtından teberrîsine kat'î delildir. Çünkü fotoğrafla tab'edilse, onun kendi hattı olduğu için, binler Kur'ân nüshalarını kendi eliyle yazmış gibi Âlem-i İslâmın manevî nazarında ve uhrevî sevâb cihetinde büyük ve masûmâne ve zararsız bir makamı terk edip,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.