Sakın hocaların Cuma ve cemâatlerine ilişmeyiniz. İştirâk etmeseniz de, iştirâk edenleri tenkid etmeyiniz. Gerçi, İmâm-ı Rabbânî demiş ki: “Bid'a olan yerlere girmeyiniz.” Maksadı, sevâbı olmaz demektir; yoksa, namaz battal olur değil. Çünkü, selef-i sâlihînden bir kısmı, Yezid ve Velîd gibi şahısların arkasında namaz kılmışlar. Eğer mescide gidip gelmekte kebâire ma'rûz kalırsa, halvethânesinde bulunması lâzımdır.
Sâlisen: Hasan Âtıf’ın mektûbunda, cesur ve sebatkâr zâtlardan – ki efeler tâbir ediyor – bahis var. Biz, o cesur, sebatkâr yeni kardeşlerimizi rûh u canla kabûl ediyoruz. Fakat Risale-i Nur dâiresine girenler, şahsî cesâretlerini kıymetleştirmek için, sarsılmaz bir sebat ve metânete ve ihvânlarının tesânüdüne cidden çalışmaya sarfedip, o cam parçası hükmünde şahsî cesâretini, hakikat-perestlik sıddıkıyetindeki fedâkârlık elmasına çevirmek gerektir.
Evet, mesleğimizde, ihlâs-ı tâmmeden sonra en büyük esâs, sebat ve metânettir. Ve o metânet cihetiyle şimdiye kadar çok vukûât var ki öyleler, herbiri yüze mukâbil bu Hizmet-i Nuriyede muvaffak olmuş. Âdi bir adam ve yirmi-otuz yaşında iken, altmış-yetmiş yaşındaki velîlere tefevvuk etmişler var.
Hem bir adam, kendi başına cesâreti güzel de olsa, bir cemâat-i mütesânideye girdikten sonra, onların istirahatini ve sarsılmamalarını muhâfaza etmek için, o şahsî cesâreti istimâl edemez.
سِيرُوا عَلٰى سَيْرِ اَضْعَفِكُمْ hadîs-i şerîfinin sırrıyla hareket etmek, hem şimdilik, bu müşevveş vaziyetlerde çok zararlı; hem hocaları, hem ehl-i siyaseti Risale-i Nura karşı cebhe almaya ve tecâvüz etmeye sebebiyet veren şapka ve ezân mes'eleleri ve deccâl ve süfyân ünvânları, Risale-i Nur şâkirdleri, yabânîlere karşı lüzumsuz medâr-ı bahs ve münâzaa edilmemek lâzımdır ve ihtiyat etmek elzemdir ve îtidâl-i demmi muhâfaza etmek vâcibdir. Hattâ sizde cüz'î bir ihtiyatsızlık, buraya kadar bize te'sir ediyor.
Risale-i Nur, bir dâire değil, mütedâhil dâireler gibi tabakàtı var. Erkânlar ve sâhibler ve hàslar ve nâşirler ve talebeler ve tarafdârlar gibi tabakàtı var. Erkân dâiresine liyâkati olmayan Risale-i Nura muhâlif cereyana tarafdâr olmamak şartıyla; dâire haricine atılmaz. Hàsların hâsiyeti, –bulunmayan– zıt bir mesleğe girmemek şartıyla, talebe olabilir. Bid'a ile amel eden, kalben tarafdâr olmamak şartıyla dost olabilir. Onun için, az bir kusur ile düşman sınıfına iltihak etmemek için dışarıya atmayınız. Fakat, Risale-i Nurun erkânlarında ve hàslarındaki esrârlar ve nâzik tedbirlere, onları teşrîk etmemek gerektir. ∗∗∗
