İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 139 / 218
139

Evet, altında nescolmuş mühefhef mantık ve bürhân, sağında aklı istintak; mürefref her taraf, ezhân “Sadakte” der ki:

LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ...

Yemîn olan şimâlinde, eder vicdânı istişhâd. Emâmında hüsn-ü hayırdır, hedefinde saâdettir. Onun miftâhıdır her dem ki:

LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ...

Emâm olan verâsında ona mesned semâvîdir ki, vahy-i mahz-ı Rabbânî. Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki:

LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ...

Evet vesvese-i sârık, bâvehim şübhe-i târık, ne haddi var ki o mârık, girebilsin bu bârık kasra, hem şârık ki; sûr sûreler şâhik, her kelime bir melek-i nâtık ki:

LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ...

O Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân nasıl bir bahr-i tevhiddir. Bir tek katre, misâl için bir tek Sûre-i İhlâs.. fakat kısa bir tek remzi, nihâyetsiz rumûzundan. Bütün envâ'-ı şirki reddeder, hem de yedi envâ'-ı tevhidi eder isbât; üçü menfî, üçü müsbet şu altı cümlede birden...

Birinci cümle: ﴾  قُلْ هُوَ  ﴿ karînesiz işârettir. Demek ıtlâkla ta'yindir. O ta'yinde taayyün var. Ey

LÂ HÜVE İLLÂ HÛ...

Şu, Tevhid-i Şühûda bir işârettir: Hakikat-bîn nazar tevhide müstağrak olursa der ki:

LÂ MEŞHÛDE İLLÂ HÛ...

İkinci cümle: ﴾ اَللّٰهُ اَحَدٌ ﴿ dır ki; Tevhid-i Ulûhiyet’e tasrîhtir. Hakikat, hak lisânı der ki:

LÂ MA'BÛDE İLLÂ HÛ...

Üçüncü cümle: ﴾ اَللّٰهُ الصَّمَدُ ﴿ dir; iki cevher-i tevhide sadeftir. Birinci dürrü; Tevhid-i Rubûbiyet. Evet nizâm-ı kevn lisânı der ki:

LÂ HÀLIKA İLLÂ HÛ....

İkinci dürrü; Tevhid-i Kayyûmiyet. Evet serâser kâinâtta, vücûd ve hem bekàda, müessire ihtiyaç lisânı der ki:

LÂ KAYYÛME İLLÂ HÛ...

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.