İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 137 / 218
137

İştihâyı kabartır, hevesi tehyîc eder, his daha söz dinlemez. Kur'ân’daki edebse hevâyı karıştırmaz.

Hak-perestlik hissi, hüsn-ü mücerred aşkı, cemâl-perestlik zevki, hakikat-perestlik şevki verir; hem de aldatmaz.

Kâinâta tabiat cihetinde bakmıyor; belki bir San'at-ı İlâhî, bir Sıbğa-i Rahmânî noktasında bahseder; akılları şaşırtmaz.

Mârifet-i Sâni'in nurunu telkin eder; herşeyde âyetini gösterir. Her ikisi, rikkatli birer hüzün de veriyor; fakat birbirine benzemez.

Avrupazâde edebse, fakdü'l-ahbabdan, sâhibsizlikten neş'et eden gamlı bir hüznü veriyor; ulvî hüznü veremez.

Zîra sağır tabiat, hem de bir kör kuvvetten mülhemâne aldığı bir hiss-i hüzn-ü gamdâr. Âlemi bir vahşetzâr tanır; başka çeşit göstermez.

O sûrette gösterir, hem de mahzûnu tutar; sâhibsiz de olarak yabânîler içinde koyar; hiçbir ümîd bırakmaz.

Kendine verdiği şu hissî heyecanla gitgide ilhâda kadar gider, ta'tile kadar yol verir, dönmesi müşkül olur; belki daha dönemez.

Kur'ân’ın edebi ise; öyle bir hüznü verir ki, âşıkane hüzündür, yetîmâne değildir. Firâku'l-ahbabdan gelir, fakdü'l-ahbabdan gelmez.

Kâinâtta nazarı, kör tabiat yerine, şuûrlu, hem rahmetli bir San'at-ı İlâhî onun medâr-ı bahsi; tabiattan bahsetmez.

Kör kuvvetin yerine; inâyetli, hikmetli bir kudret-i İlâhî ona medâr-ı beyân. Onun için kâinât, vahşetzâr sûret giymez.

Belki muhâtab-ı mahzûnun nazarında oluyor bir cem'iyet-i ahbab. Her tarafta tecâvüb, her cânibde tahabbüb; ona sıkıntı vermez.

Her köşede istînâs, o cem'iyet içinde mahzûnu vaz' ediyor bir hüzn-ü müştâkàne, bir hiss-i ulvî verir; gamlı bir hüznü vermez.

İkisi birer şevki de verir: O yabânî edebin verdiği bir şevk ile nefis düşer heyecana, heves olur münbasit; rûha ferâh veremez.

Kur'ân’ın şevki ise; rûh düşer heyecana, şevk-i maâlî verir. İşte bu sırra binâen, Şerîat-ı Ahmediye lehviyâtı istemez.

Bazı âlât-ı lehvi tahrîm edip, bir kısmı helâl diye izin verip... Demek hüzn-ü Kur'ânî veya şevk-i tenzîlî veren âlet, zarar vermez...

Eğer hüzn-ü yetîmî veya şevk-i nefsânî verse, âlet haramdır. Değişir eşhâsa göre; herkes birbirine benzemez... ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.