İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 132 / 231
132

Latîf Bir Tefe'ül

LATÎF BİR TEFE'ÜL

Şeyh Sa'dî-i Şirâzî’nin “Bostan”ından “Sözler” hakkında ben, Hâfız Hâlid, Gâlib, Süleyman niyet edip açtık, tefe'ül bu çıktı:

نِگَرْ تَا گُلِسْتَان مَعْنَا شُگُفْتْ ❀ بَرُو هِيچْ بُلْــبُـلْ چُنِينْ خُوشْ نَگُفْتْ

عَجَبْ گَرْ بِمِيرَدْ چُنِينْ بُلْـبُـلْ ❀ كِه اَزْ اُسْتُخَوانَشْ نَرُويَدْ گُلِى

Meâli: Yani: “Gel, bak, güller bağı şeklinde hakikat gülleri açılmış. Böyle hakikat bahçesinde hiçbir bülbül, böyle şirin, hoş nağme etmemiştir. Nasıl oluyor ki, böyle bir bülbül öldükten sonra onun kemiklerinden güller açılmasın.”

Bu meâl, maksadımıza o kadar yakındır ki tâbire lüzum yoktur. Yalnız gülistanımız; ebedî Kur'ân Cennetindendir, ondan gelmiştir.

Mehmed Tevfik, Gâlib, Süleyman,

Hâfız Hâlid, Said (R.A.) ∗∗∗

► (03) ◄

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

Gavs, meşhûr kasidesinde –sarâhat derecesinde– bizlerden, yani hizbü'l-Kur'ân’dan haber verdiği gibi, daha birkaç yerde yine, işârî bir tarzda haber veriyor. Ezcümle, o kasidenin arkasında “Mecmuatü'l-Ahzâb”ın 563’üncü sahifesinde, yine o ma'lûm mürîdinden bahsediyor ve beytinde diyor ki:

فَمُرِيدِى اِذَا دَعَانِى بِشَرْقٍ اَوْ بِغَرْبٍ اَوْ غَارٍ فِى بَحْرِ طَامِى اَغِثْهُ

“Garbda beni çağırdığı vakit, onun imdâdına yetişeceğim.”

Evet doğrudur. Arabî tarih ile bin üçyüz otuzdokuzda, müdhiş bir buhran-ı rûhî ve dehşetli bir heyecan-ı kalbî ve dağdağalı bir teşevvüş-ü fikrî geçirdiğim sıralarda, pek şiddetli bir sûrette Hazret-i Gavs’tan istimdâd eyledim. Bir-iki yerde bahsettiğim gibi, “Fütûhu'l-Gayb” kitabı ile ve duâ ve himmetiyle imdâdıma yetişti ve o buhranı geçirdim.

İşte o mürîdi ise, bîçâre Said el-Kürdî olduğunu meşhûr kasidesinde kat'î gösterdiği gibi, bu kasidede de فَمُرِيدِى den murad odur. Çünkü

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.