İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 56 / 231
56

benim mahvıma ve i'dâmıma mütemâdiyen çalışan zındık feylesoflar ve mülhidler, o da'vâları cerhedemiyorlar ve edememişler!

Hem bütün hayatımda delilsiz da'vâları, zikretmediğim, sizin gibi eski ve yeni arkadaşlarım biliyorlar. Bâhusus, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyândan aldığım bir kuvvetle Avrupa feylesoflarına Risale-i Nur meydân okur. Risale-i Nur bu zamanda medâr-ı nazar bir hâdise-i Kur'âniye olduğundan, bir-iki işâret değil, belki benimle beraber Risale-i Nur şâkirdleri tarafından istihrâc edilen beş risalede yazılan işâretler, bir cihette bine yaklaşıyor. Bin incecik saçlar dahi toplansa kuvvetli bir ip olduğu gibi, sarâhate yakın bir delâlet oluyor. Vahdet-i mes'ele cihetiyle o işâretler birbirine kuvvet verir. Bazı işârâtı zaîf görmekle onu inkâr etmek, insafa, hak-perestliğe muvâfık olamaz. İnkâr eden mâzûr olamaz. Hususan lüzumsuz ve zararlı ve müfritâne bir gıybet olsa, bu zamanda ehl-i ilim ortasında ehl-i hakikati ağlattıracak bir hâdise-i elîmedir. ∗∗∗

► (03) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Kardeşlerim!

Kur'ânın bir tek âyetinin bir tek işâreti, ihbar-ı gayb nev'inden bir lem'a-i i'câziyeyi tevâfuk sûretiyle gösterdiğini manevî bir ihtarla gördüm.

﴾ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخِيهِ مَيْتًا ﴿ Şu âyet-i kerîmenin makam-ı cifrîsi, şedde ve tenvin sayılmazsa bin üçyüz ellibirdir. ﴾ مَيْتًا ﴿ aslı مَيِّتًا olmasından, bin üçyüz altmışbir ederek bu tarihte umûr-u azîmeden bir dehşetli gıybeti, şu âyetin mânâ-yı işârî külliyetinde dâhil ediyor. Ve umûr-u azîmeden böyle acîb bir gıybet, aynı tarihte, aynı senede vukû'a geldi. Şöyle ki:

Onsekiz sene, (şimdi yirmiden geçti) müddetinde Sünnet-i Seniyeyi muhâfaza için başına şapka koymadığından ve onsekiz senedir haps-i münferid hükmünde ihtilâttan men' ve yalnız bir odada hayatını geçirmeğe mecbur edilen ve hususî ibâdetgâhında Ezân-ı Muhammedî (A.S.M.) okuyup “Allâhuekber” dediğinden ve “Lâ ilâhe illallâh” hakikatini güneş gibi gösterdiğinden yüz arkadaşıyla taht-ı tevkìfe alınan bir adam, yüzer emâre ve karînelere istinâden inâyet-i İlâhiyeden geldiğinden kat'î bir kanâati ile İşârât-ı Kur'âniyeden bir müjdeyi hem kendine, hem musîbet-zede arkadaşlarına tesellî niyetiyle beyân ettiği için gıybet ve fenâ tâbiratla teşhîr etmek ve onun dersleriyle îmânlarını kurtaran masûm şâkirdlerini ondan tenfîr edip şübheler vermek, güyâ ortalıkta medâr-ı inkâr bir şey yok ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.