İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 88 / 231
88

hesabına fevkalâde hizmetleri ve tenevvürleri ve çok mühim risalelerin te'lifleri ve başlarına gelen şimdiki musîbetin, düşmanları tarafından ihzarâtı tezâhür ettiğinden, elbette bu tarihe müteveccih ve işârî, tesellîkâr bir beşâret-i Kur'âniye en evvel onlara baktığını gösterir.

Evet ﴾ فَفِى الْجَنَّةِ خَالِدِينَ ﴿ de şeddeli ن , bir ن sayılmak cihetiyle ت dörtyüz, خ altıyüz; bin eder. İki ن yüz, bir ى iki ف , bir ل ikiyüz; diğer ل otuz, ikinci ى on, iki ا iki, bir ج üç, bir د dört, kırkdokuz eder ki; yekûnu bin üçyüz kırkdokuz eder. Bu müjde-i Kur'âniyenin binden bir vechi bize temâsı, bin hazineden ziyâde kıymetdârdır. Bu müjdenin bir müjdecisi bir sene evvel görülmüş bir rüya-yı sâdıkadır. Şöyle ki: Isparta’da başımıza gelen bu hâdiseden bir ay evvel bir zâta rüyada (ona) deniliyor ki, “Resâili'n-Nur Şâkirdleri, îmân ile kabre girecekler, îmânsız vefât etmezler.”

Biz o vakit o rüyaya çok sevindik. Demek o müjde bu müjde-i Kur'âniyenin bir müjdecisi imiş (Hâşiye) [^5] .

[^5]:(Hâşiye) Cihan saltanatından daha ziyâde kıymetdâr bir müjde-i Kur'âniye, bir beşâret-i semâviye bu sahifede vardır.

Yirmi Yedinci Âyet

YİRMİYEDİNCİ ÂYET:

Sûre-i Sâf’ ta

﴾ يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ  ﴿ dur. Bu âyetteki ﴾ نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهِ ﴿ cümlesinin makam-ı cifrîsi, bin üçyüz onaltı veya yedidir. Ve bu tarih ise; sâbıkan Yirmibirinci Âyetin hâtimesinde zikredilen inkılâb-ı fikrî sadedinde: Avrupa’nın bir müstemlekât nâzırı, Kur'ânın nurunu söndürmesine çalışması tarihine ve Resâili'n-Nur müellifi dahi ona karşı o inkılâb-ı fikrî sâyesinde o nuru parlatmaya çalışma­sı aynı tarihe, hem yedi sûrede yedi defa ﴾ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ ﴿ aynı tarihe,

hem ﴾ طٰسٓ تِلْكَ آيَاتُ الْقُرْآنِ  ﴿ dahi aynı tarihe,

hem ﴾  هَدٰينِى رَبِّى اِلَى صِرَاطٍٍ مُسْتَقِيمٍ  ﴿ dahi aynı tarihe,

hem ﴾ اِنَّ رَبِّى عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ  ﴿ dahi şeddeli ن , bir ن sayılmak ve tenvin sayılmamak cihetiyle aynı tarihe,

hem ﴾ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ  ﴿ fermânı dahi aynı tarihe,

hem ﴾ نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِهِ ﴿ dahi aynı tarihe bil'ittifak muvâfakatleri elbette remizden, işâretten, delâletten ziyâde bir sarâhattir ki;

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.