İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 118 / 231
118

kuvve-i maneviyesini takviye ve şevklerini tezyîd ve fütûrlarını izâle etmek idi.

Benim için, bir nev'i hodfürûşluk nev'inden olduğu için ehemmiyetli zarardır. Fakat o zararımı, o kudsî Üstadım ve arkadaşlarım hatırı için kabûl ettim. Şu “Kerâmet-i Gavsiye Risalesi” tedrîcen istihrâc edildiği için, birkaç parça ve tetimmelere inkısam etti. Gittikçe, birbirini tenvir ve te'yid ettikçe vuzûh peydâ ediyor. İşâretin bazısında za'f varsa da, sâir arkadaşlarının ittifakından aldığı kuvvet o zaafı izâle eder. ∗∗∗

Şâyân-ı Hayret Bir Tefe'ül ve Mühim Bir İhbar-ı Gaybî

ŞÂYÂN-I HAYRET BİR TEFE'ÜL

VE

MÜHİM BİR İHBAR-I GAYBÎ

Sabri, Süleyman, Bekir, Gâlib ve Tevfik’in fıkrasıdır.

Hem Husrev, Hâfız Ali ve Re'fet ve Âsım’ın ve Kuleönü’nden Mustafaların fıkrasıdır.

Latîf ve Müjdeli Bir Tefe'ül:

Üstad, Gâlib ve Süleyman; “Ümmî Sinan Dîvânı”nda mesleğimize ve Sözler’e dair tefe'ül edildi, şu beyitler çıktı. Baktık, “Sözler” lafzı, bütün dîvânında yalnız bu kafiyelerde görünüyor. Demek Sözler, “hak söz” hem “nur söz” oluyor.

Derim ki yardımcım Allah,

Şefâatçim Resûlullâh.

Ki bürhânım kitabullâh,

Budur bendeki hak söz.

Senin kapında kul çoktur,

Hesabı, haddi hiç yoktur.

Velâkin bir dahi yoktur.

Sinan-ı Ümmî gibi nur söz.

∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.