İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 39 / 231
39

Risale-i Nur Şâkirdlerinden Mehmed Feyzi ve Emsâline Hitâben Beyân Edilen Bir Hakikattir

RİSALE-İ NUR ŞÂKİRDLERİNDEN MEHMED FEYZİ VE

EMSÂLİNE HİTÂBEN BEYÂN EDİLEN BİR

HAKİKATTİR

Kardeşim Feyzi!

Mâdem sen, Isparta Vilâyetindeki kahramanlara benzemek istiyorsun, tam onlar gibi olmalısın. Eskişehir Hapishânesinde, Allah rahmet etsin, mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedâr bir Nakşî evliyâsından bir zât, dört ay mütemâdiyen Risaletü'n-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği hâlde, yalnız bir tek şâkirdi muvakkaten kendine çekebildi. Mütebâkisi, o câzibedâr şeyhe karşı müstağnî kaldılar. Risaletü'n-Nurun yüksek, kıymetdâr hizmet-i îmâniyesi, onlara kâfî olarak kanâat veriyordu. O şâkirdlerin gayet keskin kalb basîreti, şöyle bir hakikati anlamış ki:

Risaletü'n-Nura hizmet eden, îmânını kurtarıyor. Tarîkat ve şeyhlik ise, velâyet mertebeleri kazandırıyor. Bir adamın îmânını kurtarmak, on mü'mini velâyet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevâblıdır. Çünkü îmân, saâdet-i ebediyeyi kazandırdığı için, bir mü'mine küre-i arz kadar bir saltanat-ı bâkiyeyi te'min eder. Velâyet ise, mü'minin Cennetini genişlettirir, parlattırır. Bir adamı sultan yapmak, on neferi paşa yapmaktan ne kadar yüksek ise; bir adamın îmânını kurtarmak, on adamı velî yapmaktan daha sevâbdır.

İşte bu dakîk sırrı senin Ispartalı kardeşlerin bir kısmının akılları görmese de umumunun keskin kalbleri görmüş ki; benim gibi bîçâre, günahkâr bir adamın arkadaşlığını, evliyâlara –belki eğer olsaydı müçtehidlere– dahi tercih ettiler.

Bu hakikate binâen, bu şehre bir kutub, bir Gavs-ı A'zam gelse, dese: “Seni on günde velâyet derecesine çıkaracağım.” Sen, Risale-i Nuru bırakıp onun yanına gitsen, Isparta kahramanlarına arkadaş olamazsın.

Lillâhi'l-Hamd, bu zamanda Sünnet-i Seniye dâiresinde kemâl-i îmânı kazanan Risale-i Nur şâkirdleri, evliyâların, mürşidlerin nazar-ı dikkatini celbedecek vaziyeti aldığından, her zamanda bulunan hakîki mürşidler, her hâlde bu zamanda Risaletü'n-Nur şâkirdlerine müşteri olurlar. Birisini elde etseler, yirmi mürîd kadar kıymet verirler.

Hem zevkli ve câzibedâr velâyet tereşşuhâtı karşısında Risaletü'n-Nurun hizmetindeki meşakkat, mücâhede, külfet bulunduğundan, Feyzi’ye hitâben beyân edilen bu hakikat kaleme alındı.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.