İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 113 / 231
113

Benim için medâr-ı fahr ve gurur olacak bir liyâkatim ve istihkakım olmadığını kasemle itiraf ediyorum. Ben çekirdek gibi çürüdüm ve kurudum. Bütün kıymet ve hayat ve şeref o çekirdekten çıkan şecere-i Risale-i Nur ve mu'cize-i maneviye-i Kur'âniyeye geçmiş biliyorum. Ve öyle i'tikàd ettiğimden i'câz-ı Kur'ânî hesabına izhâr ederim. Bütün kıymet bir mu'cize-i Kur'âniye olan Risale-i Nurdadır. Hattâ eskiden beri taşıdığım Bediüzzaman ismi onun imiş.. yine ona iâde edildi. Risale-i Nur ise, Kur'ânın malıdır ve mânâsıdır. Bu remizde hususî kanâatimi te'yid eden ve kendime mahsûs çok emâre ve karîneler var. Fakat başkalara isbât edemediğimden yazamıyorum. Yalnız iki-üçüne işâret etmeğe münâsebet gelmiş.

#### Birincisi

Birincisi: Ben Celcelûtiye’yi okuduğum vakit, sâir münâcâtlara muhâlif olarak kendim bizzat hissiyatımla münâcât ediyorum diye hissederdim. Ve başkasının lisânıyla taklidkârâne olmuyordu. Benim için gayet fıtrî ve dertlerime alâkadar ve tefekkürât-ı rûhiyeme hoş bir zemin oluyordu. Birkaç sene sonra kerâmetini ve Risale-i Nur ile münâsebetini gördüm ve anladım ki; o hâlet, bu münâsebetten ileri gelmiş.

#### İkincisi

İkincisi: Hazret-i İmâm-ı Ali (R.A.) başta:

.... رُوحِى بِهِ اهْتَدَتْ ❀ اِلَى كَشْفِ اَسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْ

Ve ortalarında: وَاَمْنَحْنِى يَا ذَا الْجَلاَلِ كَرَامَةً ❀ بِاَسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكَ انْجَلَتْ

Ve âhirde: مَقَالُ عَلِىٍّ وَابْنِ عَمِّ مُحَمَّدٍ ❀ وَسِرُّ عُلُومٍ لِلْخَلاَئِقِ جُمِّعَتْ

Bir hazine-i ulûm olarak gösteriyor. Hâlbuki: Zâhirinde yalnız bir münâcâttır. Hattâ İmâm-ı Ali’nin (R.A.) hakikat-feşân sâir kasideleri ve ilmî başka münâcâtları gibi, esrâr-ı ilmiye ile tam münâsebeti görünmüyor. Benim hususî kanâatim şudur ki: Celcelûtiye, mâdem Risale-i Nuru içine almış ve sînesine basıp manevî veled gibi kabûl etmiş, elbette وَسِرُّ عُلُومٍ لِلْخَلاَئِقِ جُمِّعَتْ fıkrası ile kendi hazinesinin bir kısım pırlantalarını âhir zamanda neşreden Risale-i Nuru şâhid gösterip Celcelûtiye’yi bir hazine-i ulûm ve bir define-i ilmiyedir diye bihakkın medh ü senâ edebilir.

#### Üçüncüsü

Üçüncüsü: Ma'lûmdur ki, bazen gayet küçük bir emâre, bazı şerâit dâhilinde gayet kuvvetli bir delil hükmüne geçer. Yakìn derecesinde kanâat verir. Bana böyle kanâat veren çok misâllerinden yalnız sâbık beyân ettiğim bir tek misâl bana kâfî geliyor. Şöyle ki:

Hazret-i İmâm-ı Ali (R.A.) تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ fıkrasıyla Risale-i Nuru tarihiyle ve ismiyle ve mâhiyetiyle ve esâslarıyla ve hizmetiyle ve vazifesiyle gösterdikten sonra, Süryânîce isimleri ta'dâd ederek münâcât eder.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.