Risale-i Nur Şâkirdlerinin Bir Fıkrasıdır
RİSALE-İ NUR ŞÂKİRDLERİNİN BİR FIKRASIDIR
وَكُنْ قَادِرِىَّ الْوَقْتِ لِلّٰهِ مُخْلِصًا ❀ تَعِيشُ سَعِيدًا صَادِقًا بِمُحَبَّتِى
İlm-i Cifirle Mânâsı:
“Ey Said! Sen, zamanın Abdülkadir’i ol, ihlâs-ı tâmmı kazan, fakrınle beraber maîşetini düşünme, nâstan minnet alma, ismin ‘Said’ olduğu gibi maîşette de mes'ûd olacaksın! Muhabbetimde sâdık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, Hulûsî gibi muhlis talebeler ve yardımcılar ve Süleyman, Bekir gibi sâdık hizmetkârlar ve Sabri gibi tam takdir edici ve ciddi müştâk talebeler size verilmiş.”
Evet, Lillâhi'l-Hamd, Gavs’ın sarâhat derecesinde ihbar ettiği hâl vukû' bulmuştur. Gavs-ı A'zam, ‘Said’ nâmıyla tesmiye ettiği mürîdinin tarihçe-i hayatında en mühim noktaları beyân etmekle beraber, İlm-i Cifir esrârıyla sekiz-dokuz cihette, Said’in başına parmağını basıyor. Beyitlerin mânâ-yı zâhirîsi ile maânî-i cifriyesi birbirine çok yakın olmakla dokuz vecihteki işâretler birbirini te'yid ettiğinden sarâhat derecesine çıkmış.
اَنَا لِمُرِيدِى حَافِظًا مَا يَخَافُهُ ❀ وَاَحْرُسُهُ فِى كُلِّ شَرٍّ وَفِتْنَةٍ
İlm-i Cifirle Mânâsı:
“Ondördüncü asırda ‘El-Kürdî’ lakabıyla yâdedilen Molla Said, benim mürîdimdir. O fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhâfızıyım.”
Evet Hürriyetten yirmi-otuz sene sonraya kadar yirmi fitne-i azîme içinde fevkalâde bir sûrette Gavs’ın o mürîdi mahfûz kalmıştır. Korktuğu şer ve mehâlikten bir hıfz-ı gaybî ile kurtulmuştur.
مُرِيدِى اِذَا مَا كَانَ شَرْقًا وَمَغْرِبًا ❀ اَغِثْهُ اِذَا مَا سَارَ فِى اَىِّ بَلْدَةٍ
İlm-i Cifirle Mânâsı:
“O Gavs’ın mürîdi olan Said el-Kürdî, Rusya’da esâretle Asya’nın şark-ı şimâlîsinde ve ehl-i bid'anın eliyle Asya’nın garbına nefyolunarak kaldığı mikdarca ve Sibirya taraflarından firar edip fevkalâde çok bilâdı seyr ü seyahat etmeğe mecbur olduğu zaman, Allah’ın izniyle, havl ve kuvvet-i Rabbânî ile ona imdâd etmişim ve istimdâdına yetişmişim.”
