İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 127 / 231
127

Kur'ânın hàdimlerine ve talebelerine lâkayd kalabilir mi? Hiç mümkün müdür ki, bizimle münâsebetdâr olmasın? Sekiz, dokuz, belki onbeş kuvvetli delilden kat'-ı nazar, ednâ bir işâret kelâmında bulunsa, bize baktığına delâlet eder; hafî bir işâret etse kâfîdir. Çünkü, makam iktiza ediyor, mutâbık-ı muktezâ-yı hâldir ve münâsebet kavîdir.

Ey benimle beraber Hazret-i Şeyhin teveccüh ve duâsına mazhar kardeşlerim! Şu Üstadımız, bizi istikbâlde adem zulümâtı içinde düşünüp bizimle meşgul olurken, biz o mâzide mevcûd ve nur perdeleri içinde Üstadımızı ve Üstadımızın üstadı ve ceddi olan Fahrü'l-âlemîn Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin teveccühlerinden gaflet etmek, onlara istinâd etmemek lâyık mıdır? Mâdem onlar bizi düşünüyorlar; biz de bütün kuvvet ve rûhumuzla onlara i'timâd edip ve emirlerine bilâ kayd u şart itâat etmeliyiz.

Ehl-i dünyanın telsiz, telgraf ve telefonları şarktan garba gittiği gibi, işte ehl-i hakikatin de mâziden, dokuzyüz sene mesâfe-i azîmeden müstakbele böyle manevî telefonları işleyebilir ve manevî teleskopları görebilir. Ma'lûmdur ki zaîf emâreler, ictimâ' ettikçe kuvvet bulur, delil hükmüne geçer. İncecik ipler, ictimâ' ettikçe kopmaz, halat olur. Küllî, umumî kayıdlar, ictimâ' ettikçe hususiyet peydâ edip taayyün eder. Bu sırra binâen, Hazret-i Şeyhin bu beş satırında sekiz-dokuz kuvvetli işâretin ictimâ'ında hiç şek ve şübhe bırakmadı ki: Hazret-i Şeyh, şimdiki Kur'ân-ı Hakîmin şâkirdlerine biiznillâh üstadlık ediyor; bihavlillâh şefkati altında himâye ediyor.

Cem'-i kutbiyet ve ferdiyet ve gavsiyet

İle üç sütun üzerinde durur.

Râyet-i ulviyet-i Şeyh-i hakkànîdir hitâb-ı Abdülkadir.

İlhâm-ı Hudâ, kitab-ı Abdülkadir.

Bâzü'l-eşheb ferd-i ferîd-i deverân.

Gavs-ı A'zam Cenâb-ı Abdülkadir.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.