İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 211 / 231
211

Üniversitedeki Nur Şâkirdlerinin Nur Hakikatinin Fen Dâiresinde Fevkalâde Kıymetini Takdir Ettiklerine Bir Nümûnedir

Üniversitedeki Nur Şâkirdlerinin Nur Hakikatinin Fen Dâiresinde

Fevkalâde Kıymetini Takdir Ettiklerine Bir Nümûnedir

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Şu kâinât semâsının gurûbu olmayan manevî güneşi olan Kur'ân-ı Kerîm; şu mevcûdât kitab-ı kebîrinin âyât-ı tekvîniyesini okutturmak, mâhiyetini göstermek için şuâları hükmünde olan envârını neşrediyor. Ukùl-ü beşeri tenvir ile sırat-ı müstâkîmi gösteriyor. Beşeriyet âleminde her ferd; hilkatindeki makàsıdı ve fıtratındaki metâlibi ve istikametindeki gayesini, o hidayet güneşinin nuru ile görür, anlar ve bilir. O hidayet nurunun tecellîsine mazhar olanlar; kalb kàbiliyeti nisbetinde O’na âyinedârlık ederek kurbiyet kesbeder. Eşya ve hayatın mâhiyeti; o nur ile tezâhür ederek ancak o nur ile görülür, anlaşılır ve bilinir. Şems-i Ezeliyenin manevî hidayet nurlarını temsîl eden Kur'ân-ı Kerîm; kalb gözüyle hak ve hakikati görmeyi te'min eder. Onun için onun nurundan uzakta kalanlar zulümâtta kalırlar. Zîra herşey nur ile görülür, anlaşılır ve bilinir.

İşte şu Kitab-ı Kebîrin manevî ve sermedî güneşi olan Kur'ân-ı Kerîm’in nur-u tecellîsine bu asrımızda Nur ismiyle müsemmâ olan Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi mazhar olmuştur. O Nurlar ki: zulümâttan ayrılmak istemeyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusuyla gündüzünü gece yapan, sefâhet-perest, aklı gözüne inmiş, zulümâtta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara karşı projeksiyon gibi nurlarını îmân hakikatlerine tevcîh ederek Sırat-ı Müstakîmi büsbütün kör olmayanlara gösteriyor. Nur topuzunu ehl-i küfür ve münkirlerin başına vurup: “Ya aklını başından çıkar at, hayvan ol. Yâhut da aklını başına alarak insan ol”, diyor. İlim bir nev'i nur olduğuna göre Risale-i Nur’un ilme olan en derin vukûfunu gösterecek bir-iki deliline kısa işâret ederiz:

Evvelâ: Şunu hatırlatmalıyız ki; Risale-i Nur başka kitapları değil, belki yalnız Kur'ân-ı Kerîm’i üstad olarak tanıması ve Ona hizmet etmesi itibariyle makbûliyeti hakkında bizim bu mevzûda söz söylememize hâcet bırakmıyor. Biz, ancak ilim erbâbı mâbeyninde Risale-i Nur’un değerini tebârüz ettirmek için ilâveten deriz ki: Risale-i Nur; şimdiye kadar hiçbir ilim adamının tam bir vuzûhla isbât edemediği en muğlak mes'eleleri, gayet basit bir şekilde en âmî avâm tabakasından tut, tâ en àlî hàvâs tabakasına kadar herkesin isti'dâdı nisbetinde anlayabileceği bir tarzda şübhesiz iknâ edici ve yakìnî bir şekilde izâh ve isbât etmesidir. Bu hususiyet hemen hemen hiçbir ilim adamının eserinde yoktur.

İkincisi: Bütün Nur eserleri; Kur'ân-ı Kerîm’in bir kısım âyetlerinin hakîki tefsiri olup onun manevî i'câzının lem'aları olduğunu her hususta göstermesidir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.