İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 86 / 231
86

Acaba onbeş-yirmi sene sonra başka bir Nur-u Kur'ân zuhûr mu edecek, yâhut Resâili'n-Nurun bir inkişaf-ı fevkalâde ile bir fütûhâtı mı olacak bilmediğimden o kapıyı açamıyorum.

Yirmi Beşinci Âyet

YİRMİBEŞİNCİ ÂYET:

﴾ حٰمٓ ❀ تَنْزِيلٌ مِنَ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ ﴿ âyet-i kudsiyesidir. Bu âyetin mânâ-yı işârîsi, Resâili'n-Nur ile münâsebeti çok kuvvetlidir. Bir ciheti şudur ki, Risaletü'n-Nurun ve şâkirdlerinin mesleği, dört esâs üzerine gidiyor.

Birincisi tefekkürdür; Hakîm ismine bakıyor.

Biri de şefkattir, hadsiz olan fakrını hissetmektir ki; Rahmân ve Rahîm isimlerine bakıyor.

Hem şu âyet nasıl ki Resâili'n-Nurun te'lif ve tekemmül tarihine tevâfukla parmak basıyor, öyle de ﴾ تَنْزِيلٌ ﴿ kelimesiyle –vakf mahalli olmadığından tenvin, nun sayılmak cihetiyle– makamı beşyüz kırkyedi olarak Sözler’in ikinci ve üçüncü ismi olan Resâili'n-Nur ve Risale-i Nurun adedi olan beşyüz kırksekiz veya kırkdokuza şeddeli nun, bir nun sayılmak cihetiyle pek cüz'î ve sırlı bir veya iki farkla tevâfuk ederek remzen ona bakar, dâiresine alır.

Hem ﴾ حٰمٓ ❀ تَنْزِيلٌ مِنَ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ ﴿ in makam-ı cifrîsi, bir vecihle, yani tenvin, nun sayılsa ve şeddeli iki ر daki ل , aslî hesab edilse حَامِيمْ – حم telaffuzda olduğu gibi olsa– bin üçyüz ellidört veya beş eder. Ve diğer bir vecihte, yani tenvin sayılmazsa bin üçyüz dört eder; üçüncü vecihte, yani telaffuzda bulunmayan iki ل hesaba girmezse bin ikiyüz doksandört eder.

Birinci vecihte tam tamına Resâili'n-Nurun te'lifçe bir derece tekemmülü ve fevkalâde ehemmiyet kesbetmesi ve fırtınalara tutulması ve şâkirdleri kudsî bir tesellîye muhtaç oldukları Arabî tarihiyle şu; bin üçyüz ellibeş ve ellidört tarihine, hem otuzbir aded Lem'alardan ibaret olan Otuzbirinci Mektûb’un te'lif zamanına, hem o mektûbun Otuzbirinci Lem'a’sının vakt-i zuhûruna ve o lem'adan Birinci Şuâ’ın te'lifine ve o Şuâ’ın yirmidokuz makamında otuzüç aded âyâtın Risale-i Nura işâretleri istihrâc edildiği hengâmına ve yirmibeşinci âyetin Risale-i Nura îmâları yazıldığı şu zamana, şu dakikaya, şu hâle tam tamına tevâfuku ise, Kur'ânın i'câz-ı manevîsine yakışıyor. Gayet latîf ve müjdeli bir tevâfuktur.

İkinci vecihte, yani binüçyüz dört makamıyla Risale-i Nurun tercümânı, Risale-i Nurun basamakları olan mebâdî-i ulûma besmele-keş olduğu

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.