İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 30 / 231
30

kaleme aldım ve bütün risalelerin hususî menba'ları, mâdenleri olan binden ziyâde Âyât-ı Kur'âniyeyi kendi Kur'ânımda evvelce işâretler koyup bir Hizb-i A'zam-ı Kur'ânı yapmak niyet ettim; şimdi bu “Hizb-i A'zam” ve bu “Vird-i Ekber” Risale-i Nur mensûblarına, bazı eyyâm-ı mübârekede okunması için, bir zaman size de göndermek hakkınız var. İnşâallâh bir zaman sonra size gönderilecek, bazı kelimelerini tercüme ve bir kısım kayıdlarını tefhim için vakit bulsam gayet kısa hâşiye gibi bir şey yazacağım.

Umum kardeşlerime ve Hizmet-i Kur'âniyede bütün arkadaşlarıma hasret ve iştiyakla binler selâm...

Said Nursî ∗∗∗

Emin ve Tahsin ve Hilmi’nin Bir Fıkrasıdır

EMİN VE TAHSİN VE HİLMİ’NİN BİR FIKRASIDIR

Yirmiyedinci Mektûb’un Fıkraları içine girmeğe münâsib görüldü.

Bugünlerde ziyâde bir hassâsiyetle risalelere bakıldığından, inâyetin himâyeti dahi bir nev'i hassâsiyetle ikramını gösterdi. Gayet cüz'î bir nümûnesi şudur ki: Risale-i Nur şâkirdlerine maîşet cihetinde bir ikram-ı İlâhî ve küçük, fakat şâyân-ı hayret ve gayet latîf bir tevâfuk, bir vâkıadır. Risaletü'n-Nur hizmetinin şübhesiz bir kerâmetidir. Evet, Risale-i Nurun bir silsile-i kerâmetinin menba'ı olan tevâfuk, bu vâkıada o cinsten altı aded tevâfukâtın ittifakı ise, tesâdüf ihtimalini köküyle keser diye hükmettik. Şöyle ki:

Birkaç günden beri Üstadımızın ziyaretine gitmediğimizden, kardeşim Emin ile beraber Üstadımızın ziyaretine gittik, ikindi vakti beraber namaz kıldıktan sonra bize emretti ki: “Size yemek yedireceğim, burada ta'yı­nınız var.” Mükerreren: “Yemezseniz bana dokuz zarar olur, dedi. Çünkü, yiyeceğinize karşı Cenâb-ı Hak gönderecek.” Yemek yemekten affımızı ricâ etmiş isek de emretti: “Rızkınızı yiyin, bana gelir.” Emrini kırmamak için lütûf buyurduğu tereyağı ve kabak tatlısını ekmekle yemeğe başladık. Daha sofrada iken ümîd edilmeyen bir vakitte ve bir tarzda ve aynı mikdarda bir adam geldi, elinde yediğimiz kadar taze ekmek, aynı yediğimiz mikdarda –fındık kadar– tereyağı ve diğer elinde bize verilenin tam bir misli kabak tatlısı olarak kapıyı açtı. Artık taaccüb edilecek hiçbir cihette tesâdüfe mahal kalmayarak Risaletü'n-Nur şâkirdlerinin rızkındaki bereket-i Rabbâniyeyi gözümüzle gördük. Üstadımız emretti: “İhsân on misli olacak. Hâlbuki bu ikram tamı tamına

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.