İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 9 / 231
9

► (01) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Evvelâ: Nurun fevkalâde hàs şâkirdleri, “Sikke-i Gaybiye” müştemilâtıyla, o evliyâ-yı meşhûreden, kırk günde bir defa ekmek yiyip kırk gün yemeyen Osman-ı Hâlidî’nin sarîh ihbarı ve evlâdlarına vasiyeti ile ve Isparta’nın meşhûr ehl-i kalb âlimlerinden Topal Şükrü’nün zâhir haber vermesiyle çok ehemmiyetli bir hakikati da'vâ edip, fakat iki iltibas içinde bu bîçâre, ehemmiyetsiz kardeşleri Said’e bin derece ziyâde hisse vermişler. On seneden beri kanâatlerini ta'dile çalıştığım hâlde, o bahâdır kardeşler kanâatlerinde ileri gidiyorlar. Evet onlar, “Onsekizinci Mektûb”daki iki ehl-i kalb çobanın mâcerası gibi, hak bir hakikati görmüşler, fakat tâbire muhtaçtır. O hakikat da şudur:

Ümmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimmi ve en büyüğü ve en kıymetdârı olan îmân-ı tahkîkîyi neşr ve ehl-i îmânı dalâletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitamâmihâ Risale-i Nurda görmüşler. İmâm-ı Ali ve Gavs-ı A'zam ve Osman-ı Hâlidî gibi zâtlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zâtın makamını Risale-i Nurun şahs-ı manevîsinde keşfen görmüşler gibi işâret etmişler. Bazen de o şahs-ı manevîyi bir hàdimine vermişler, o hàdime mültefitane bakmışlar. Bu hakikatten anlaşılıyor ki; sonra gelecek o mübârek zât, Risale-i Nuru bir programı olarak neşr ve tatbik edecek.

O zâtın ikinci vazifesi, Şerîatı icra ve tatbik etmektir. Birinci vazife, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli i'tikàd ve ihlâs ve sadâkatle olduğu hâlde, bu ikinci vazife gayet büyük maddî bir kuvvet ve hâkimiyet lâzım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin.

O zâtın üçüncü vazifesi, Hilâfet-i İslâmiyeyi İttihâd-ı İslâma bina ederek, İsevî rûhânileriyle ittifak edip, Din-i İslâma hizmet etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedâkârlarla tatbik edilebilir. Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyâde kıymetdârdır, fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dâirede ve şa'şaalı bir tarzda olduğundan umumun ve avâmın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar. İşte o hàs Nurcular ve bir kısmı evliyâ olan o kardeşlerimizin tâbire ve te'vile muhtaç fikirlerini ortaya atmak,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.