Biz de bakıyorduk ki, bizde bir şey yok, hissetmiyorduk. Hem o gaybî hâdiseyi bertaraf etmek için mutâbık bir mektûb bize yazdırdı size gönderildi.
Risale-i Nur Şâkirdlerinden
Emin, Feyzi ∗∗∗
Hulûsî Beyin Bir Fıkrasıdır
HULÛSÎ BEYİN BİR FIKRASIDIR
“Lâhika”nın bu defa irsâl buyurulan kısmını aldım.. Lehü'l-hamd kudsî vazifede istihdamımız devam ediyor. Hakikaten insan, seyyidinin mütenevvi' hizmetleri arasında böyle nurlu ve nurânî hizmette bulundurulmasını hissedince, zâten ücretini peşin alan bir köle olduğunu da nazar-ı dikkate alınca bütün zerrât-ı kâinât kadar dil ile hamdetmek istiyor. Yani kalbinde yanan Elhamdülillâh kandili, herşeyi müsebbih ve hâmid gösteriyor ve güzel bir niyetle, o hâmidlerin hamdini ve müsebbihlerin tesbihini ve o şâkirlerin şükrünü beraberce seyyidine takdime bir iştiyak hissediyor.
Nurlu ve kudsî mektûblarınız yekdiğerini takib ettikçe, hakikaten tahkîkî îmânın kemâle doğru seyran ettiği görülüyor. Bu âciz kardeşiniz şübhesiz bir sûrette îmân ettim ki: Şerîat-ı Garrâ-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hakàikına, rûhuna nüfûz etmenin en kısa, en hatarsız, en zevkli tarîki, Risalei'n-Nura intisabladır.
Evet, bahtiyar odur ve ona derler ki: Risaletü'n-Nura intisab etmiş, bütün mü'minleri kendisine tam hakîki kardeş bilip bu zulmetli asırda îmân-ı tahkîkî nuruyla Cadde-i Kübrâ-yı Ahmediyeyi (A.S.M.) buluyor. Nihâyetsiz şekillere, karışıklıklara rağmen “Bismillâh” ile açılan Risaletü'n-Nur kapısından girince, tıfl iken “Ümmetî” diyen Şefî'ini ciddi sevmek, yani Sünnet-i Seniyesine ittibâ' eylemenin muaccel mükâfâtı olarak buluyor. Her emri işlerken, bu emri cânib-i Haktan bu ümmete getireni; her nehyi yapmamağa cebrederken, bu nehyi taraf-ı İlâhîden bu ümmete getireni düşüne düşüne, derslerde geçtiği gibi, bütün ömür dakikaları ibâdet olabilir. Ve o Habîb-i Hudâ, o Şefî'-i Rûz-i Cezayı her işinde nümûne etmek azminden mütevellid muhabbet, o Habîbin bulunduğu âleme göçmeyi sevdirecek hâle getiriyor ve böylece مُوتُوا قَبْلَ اَنْ تَمُوتُوا sırrı tezâhür ediyor.
Tezekkür-ü mevt veya râbıta-i mevt تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ
Elhâsıl: Ne ararsak, hep Risaletü'n-Nurda güneş gibi görünüyor. Risaletü'n-Nur şâkirdleri dikkat etseler, daha bu fânî âlemde iken Livâü'l-Hamd-i Ahmedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) altında bulunduklarını inâyet-i Hakla anlarlar.
