İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 144 / 231
144

ediyoruz. Fakat biz Risaletü'n-Nur şâkirdleri ise; vazifemiz hizmettir, vazife-i İlâhiyeye karışmamak ve hizmetimizi onun vazifesine bina etmekle bir nev'i tecrübe yapmamak olmakla beraber.. kemiyete değil, keyfiyete bakmak; hem çoktan beri sukùt-u ahlâka ve hayat-ı dünyeviyeyi her cihetle hayat-ı uhreviyeye tercih ettirmeğe sevkeden dehşetli esbâb altında Risaletü'n-Nurun şimdiye kadar fütûhâtı ve zındıkaların ve dalâletlerin savletlerinin kırılması ve yüzbinler bîçârelerin îmânlarını kurtarması ve herbiri yüze mukâbil binler hakîki mü'min talebeleri yetiştirmesi, Muhbir-i Sâdık’ın ihbarını aynen tasdik etmiş ve vukûât isbât etmiş ve ediyor ve inşâallâh daha edecek. Hem öyle kökleşmiş ki, inşâallâh hiçbir kuvvet, Anadolunun sînesinden onu çıkaramaz. Tâ âhirzamanda, hayatın geniş dâiresinde asıl sâhibleri, yani Mehdi ve şâkirdleri, Cenâb-ı Hakk’ın izniyle gelir, o dâireyi genişlendirir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz.

Said Nursî ∗∗∗

► (04) ◄

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Bugünlerde Rumûzât-ı Semâniye’ye ait iki risaleyi, ehemmiyetli talebelere bir yere gönderdim. Yol kapandı, gitmedi. O iki risaleyi tekrar dikkatle mütâlaa ettim. Fikren dedim ki: “Bu zevkli ve güzel ve meraklı şirin bir maksada giden bu tevâfuklu yolda ne için sevkedilmeden perde indi, başka yolda sevkedildik, çalıştırıldık?” Birden ihtar edildi ki: O gaybî esrârı açacak olan meslekten yüz derece daha ehemmiyetli ve kıymetli ve umumî ihtiyaca medâr ve herkes bu zamanda ona şiddetle muhtaç ve İslâmiyetin temel taşları olan hakàik-ı îmâniye hazinesine hizmet etmeğe ve istifadeye zarar gelecekti. Çünkü, o esrâr-ı gaybiye, zevkli ve meraklı olduğu için, nazarı kendine çekecekti. En büyük ve en yüksek maksad olan hakàik-ı îmâniyeyi ikinci derecede bırakacaktı. Onun için idi ki, “Sûre-i ﴾  اِذَا جَاءَ نَصْرُ اللّٰهِ ﴿ ” remzinde esrâr-ı gaybî gösterildi, birden kapandı, perde indi. Hem bu sır için idi ki, o yolda istihdam edilmedik; yalnız o meslek-i tevâfukiyenin tereşşuhâtından Risale-i Nurun hakkâniyetine bir imza ve cezâletine bir zînet ve hurûf-u Kur'âniye’nin intizamından ve vaziyetinden tezâhür eden bir nev'i i'câz çıktı, daha o yolda çalıştırılmadık.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.