Risaletü'n-Nura hizmet, acaba âciz insanların cüz'î ve fazl-ı İlâhî ile hizmetleri nasıl mukàbele eder; belki her iki cihetle bir fazl-ı İlâhîdir” beyân buyurulduktan sonra, nasıl gecenin zulümâtında yanan bir nur ve bir ziyâ lisân-ı hâl-i şevkiyle bütün rûh sâhiblerini, hattâ en küçük pervâneleri dahi zulümâttan nura çağırıp çıkardığı gibi, Risaletü'n-Nur dahi lisân-ı hâl ve kal ile şerîat kılıncıyla ma'nen i'dâm olmamış ve zulümâtta boğulup ölmemiş ehl-i ilim ve ehl-i tarîkatı dâvet etmesi, onun Rahîm ismine mazhariyeti şe'nindendir.
İki hâtıradan birincisi: İhtiyare hanımlar hakkında ve her zamanda nüfûzunu ve kat'î te'sirini gördüğümüz Hadîs-i Şerîfin beyân buyurulması, bizleri ve çok alâkadar kadınları sevindirdi. Cenâb-ı Hak, sizden ebeden râzı olsun, âmîn!
İkinci Hâtıra: Gaflet sâikasıyla veya gözsüz, el yardımıyla, bazıların elmas yerine cam parçası aldığı gibi, saâdet-i ebediye dükkânı olan Risaletü'n-Nurdan saâdet-i dünyeviye aramağa gelenleri îkaz ve irşad fıkralarınız, gece-gündüz yol gözleyen umum Risaletü'n-Nur şâkirdlerini mesrûr eyledi.
Talebeniz
Hâfız Ali (R H.) ∗∗∗
► (06) ◄
Mustafalar, Küçük Ali, Mübârek ve Münevver Kardeşler!
Mektûbunuz, Büyük Ali’nin mektûbu gibi, acîb bir hakikati beyân ediyor. O hakikat, Risaletü'n-Nur hakkında haktır. Fakat benim haddim değil ki o hududa gireyim. عُلَمَاءُ اُمَّتِى كَاَنْبِيَاءِ بَنِى اِسْرَائيِلَ fermân etmiş. Gavs-ı A'zam Şah-ı Geylânî (K.S.), İmâm-ı Gazâlî (K.S.), İmâm-ı Rabbânî (K.S.) gibi hem şahsen, hem vazifeten büyük ve hàrika zâtlar, bu hadîsi kıymetdâr irşadlarıyla ve eserleriyle fiilen tasdik etmişler. O zamanlar bir cihette ferdiyet zamanı olduğundan, Hikmet-i Rabbâniye onlar gibi “ferîd”leri ve kudsî dâhîleri ümmetin imdâdına göndermiş. Şimdi ise aynı vazifeye, fakat müşkülâtlı ve dehşetli şerâit içinde, bir şahs-ı manevî hükmünde bulunan Risaletü'n-Nuru ve sırr-ı tesânüdle bir ferd-i ferîd mânâsında olan şâkirdlerini bu cemâat zamanında o mühim vazifeye koşturmuş. Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.
Said Nursî ∗∗∗
