medâr ikramât-ı İlâhiyeyi beyân ederek Risale-i Nur etrafında manevî bir tahşidât yaptırmak ve Risale-i Nur, kendi kendine, tek başıyla başkalarına muhtaç olmayarak bir ordu kadar kuvvetli olduğunu göstermek hikmetiyle, bu çeşit şeyler bana yazdırılmış. Yoksa hâşâ, kendimizi satmak ve beğendirmek ve temeddüh etmek ve hodfürûşluk etmek ise, Risale-i Nurun ehemmiyetli bir esâsı olan ihlâs sırrını bozmaktır. İnşâallâh, Risale-i Nur, kendi kendine, hem kendini müdafaa ettiği, hem kıymetini tam gösterdiği gibi, bizi de ma'nen müdafaa edip kusurlarımızı affettirmeye vesile olacaktır.
Umum kardeşlerimin ve hemşirelerimin, hàssaten duâları makbûl mübârek masûmlar tâifesi ve muhterem ihtiyarlar cemâatinden herbirerlerine binler selâm ve duâ ederek Ramazan-ı Şerîflerini tebrik ederiz, duâlarını ricâ ederiz.
Hasta Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
Risale-i Nurun Makbûliyetine İmza Basan ve Gaybî İşâretlerle Ondan Haber Veren Sekiz Parçadan Birinci Parçadır
RİSALE-İ NURUN MAKBÛLİYETİNE İMZA BASAN
VE GAYBÎ İŞÂRETLERLE ONDAN HABER VEREN
SEKİZ PARÇADAN BİRİNCİ PARÇADIR
Aynı mes'eleye bu birinci risalede yirmidokuz işâret var. Sâir parçalarla beraber bine yakın işâretler, remizler, îmâlar, emâreler; aynı mes'eleye, aynı da'vâya ittifakla bakmaları, sarâhat derecesindedir. Vahdet-i mes'ele cihetiyle, o emâreler birbirine kuvvet verir, te'yid eder. O sekizden üç tanesi, İmâm-ı Ali’nin (R.A.) üç kerâmet-i gaybiyesiyle Risalei'n-Nurdan haber vermiş. Bu sekiz parçayı Ankara ehl-i vukûfu tedkik etmiş, i'tirâz etmemişler. Yalnız demişler: “Bu yazılmamalı idi. Kerâmet sâhibi kerâmetini yazamaz.”
Ben de onlara cevab verdim ki: “Bu benim değil. Risale-i Nurun kerâmetidir. Risalei'n-Nur ise, Kur'ânın malıdır ve tefsiridir.” dedim. Onlar sustular. Demek kabûl ettiler.
Gerçi bu çeşit ikramlar yazılmasaydı daha münâsib olurdu. Fakat bu kadar hadsiz muârızlar ve çok kuvvetli ve kesretli düşmanlar karşısında az ve zaîf olan bizlere, kuvve-i maneviye ve gaybî imdâd ve teşci' ve sebat ve metânet vermek için mecburiyet-i kat'iyye oldu, ben de yazdım. Benim benliğime bir hodfürûşluk verip sukùtuma sebeb olsa da ehemmiyeti
