için bir gece evvel, hattâ ma'hud geceden bir gece sonra daha ihyâya sa'y ederlerdi. Biz de o isre ittibâen onun hesabına Leyle-i Kadr’i iki gece yapacağız diye niyet ve karar ettik. Birinci gecede “Evrâd-ı Bahâiye” ve “Tesbihât” ve “Sekîne” ve “Delâil-i Hayrat” ve “Cevşenü'l-Kebîr” gibi ders ve virdlerimize çalıştık. İkinci gece kezâ; hem nasihat... Demek ittibâ' cihetiyle Üstadımızın hesabına yüz cemâatle Tekabbelallâh çalıştırılmışız. Sonra Ιsparta, Atabey, İslâmköy, Kuleönü vesâire gibi mahallerde de sâir vezâiften mâadâ her gün Kur'ânın cüzlerini taksim sûretiyle hatm-i Kur'ân, Üstad hesabına bütün Ramazanda ve Âyetü'l-Kürsî hatimleri kezâ... Şu hâlde, bu seneye mahsûs yapılan ibâdât-ı ma'rûzaların bir hikmeti varmış ki bilmediğimiz hâlde Kastamonu kardeşlerimiz gibi Üstad hesabına çalıştırılmışız. Fîmâba'd, Rabbim uzun ömürler ihsân etsin, muammer, ebedî şifâ ve devâ ve inâyetler ihsân buyursun, âmîn!
Talebeniz
Sabri ∗∗∗
Namaz Tesbihâtının Faziletine Ait Isparta’ya Gönderilen Bir Mektûbdur
NAMAZ TESBİHÂTININ FAZİLETİNE AİT
ISPARTA’YA GÖNDERİLEN BİR MEKTÛBDUR
Bugünlerde ince bir mes'ele kalbime geldi. Vaktinde kaleme alamadım, vakit geçtikten sonra o ehemmiyetli hakikate bir işâret ederiz.
Kardeşlerimizden birisinin namaz tesbihâtında tekâsülüne binâen dedim: “Namazdan sonraki tesbihâtlar, tarîkat-ı Muhammediyedir (A.S.M.) ve velâyet-i Ahmediye’nin (A.S.M.) bir evrâdıdır. O nokta-i nazarda ehemmiyeti büyüktür.” Sonra bu kelimenin hakikati böyle inkişaf etti:
Nasıl ki risalete inkılâb eden velâyet-i Ahmediye (A.S.M.) bütün velâyetlerin fevkındedir, öyle de o velâyetin tarîkatı o velâyet-i kübrânın evrâd-ı mahsûsası olan farz namazların akabindeki tesbihât, o derece sâir tarîkatların ve evrâdların fevkındedir. Ve bu sır dahi şöyle inkişaf etti:
Nasıl, zikir dâiresinde bir mecliste veyâhut hatme-i Nakşiyede bir mescidde birbiriyle alâkadar hey'et-i mecmuada nurânî bir vaziyet hissediliyor, öyle de: Kalbi hüşyâr bir zât, namazdan sonra سُبْحَانَ اللّٰهِ... سُبْحَانَ اللّٰهِ deyip tesbihi çekerken, o dâire-i zikrin reisi olan Zât-ı Ahmediye’nin (A.S.M.) müvâcehesinde tesbih elinde yüz milyon adam teşbih çektiklerini ma'nen hisseder, o azamet ve ulviyetle سُبْحَانَ اللّٰهِ... سُبْحَانَ اللّٰهِ der. Sonra,
