Husrev’in Bir Fıkrasıdır
HUSREV’İN BİR FIKRASIDIR
Azîz Üstadım!
Yüksek ve ciddi irşadlarınızla adım atmayı en büyük bir maksad bilen talebeleriniz, son zamanlarda şâyân-ı şükrân bir vaziyete girdiler. Hulûsî-i sânî, beş-on arkadaşıyla; Hâfız Ali, civarındaki yirmi-yirmibeş arkadaşıyla; mübârekler, otuz-otuzbeş refîkleriyle ve bilhassa Hacı Hâfız köyünde Ahmedler ve Mehmedlerin çok hàlis gayretleriyle umumiyet itibariyle hem hiç mübâlağasız bin kalemle, belki daha fazla; en geride kalan Isparta’da ise kahraman Rüşdü’nün ve risaleleri kendine tamamen yazan Mehmed Zühtü’nün ve Küçük Ali’nin ve Osman Nuri gibi fa'âl talebelerin gayret ve himmetleriyle otuz ile kırk arasında, hattâ bir cihette mümtâziyet kazanan Mehmed Zühtü’nün Küçük Hâfız Ali gibi hem Risaletü'n-Nuru yazarak, hem kendi evinde yüz elli kadar çocuğu serbest olarak üç aydan beri okutmasıyla ve civarında diğer köylerde bulunan onbeş yirmişer arkadaşlarıyla talebeleriniz, Kur'ânî hizmetlerinde gayretli bir sûrette çalışmaktadırlar. Mübâreklerin yazdıkları gibi, dört köyde dört ay zarfında, elifbâ okumayan kırk-elli adam, Risaletü'n-Nuru mükemmel yazmağa muvaffak olmaları hàrika bir kerâmet-i Risaletü'n-Nur olduğuna kanâatimiz geldi.
Risale-i Nur Şâkirdlerinden
Husrev ∗∗∗
Hulûsî Bey’in Bir Fıkrasıdır
HULÛSÎ BEY’IN BİR FIKRASIDIR
Azîz Üstadım!
Ondokuzuncu Mektûb’u bir mecliste ve bir cuma gecesi okumak niyetiyle üzerime almıştım. Şiddetli yağmurlu bir gece idi. O mecliste okumak üzere elimi cebime koydum, o mübârek eser yerinde olmadığını hayretle gördüm. Eseri koyduğum cep yırtık ve delik olmadığı gibi, ben de başka hiçbir yerde durmadığıma göre, bu hâle hayret etmemek kàbil mi? O geceyi uykusuz geçirdim, müteessir oldum. Hazret-i Gavs’tan bu mübârek eseri istedim. Lillâhi'l-Hamd, ertesi günü, bu eseri dinlemekle namaza başlamış olan bir muallim vâsıtasıyla bulundu. Şakır şakır yağmur altında ve çamur içinde bu mübârek eser bulunsa bile artık okunmayacak derece olacağını tahmin edersiniz değil mi? Şâyân-ı hayret ve cây-i dikkat
