İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 87 / 231
87

ve fütûhât-ı Nuriye’de besmelesini çektiği ve fâtiha-i hayat-ı ilmiyede بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ okuduğu zamanına tam tamına tevâfukla parmak basıyor, arkasını sıvatıyor,“Haydi git, selâmetle çalış” remzen diyor.

Üçüncü vecihte, yani bin ikiyüz doksanüç veya dört olan makam-ı cifrîsiyle o tercümânın besmele-i hayat-ı dünyeviyesinin ibtidâsına tam tamına tevâfuk sırrıyla îmâ eder ki, onun hayatı çok dehşetli dağdağaları ve fırtınaları görmek ve çekmekle beraber dâima Rahmân ve Rahîm isimlerinin mazharı olarak rahmetle muhâfaza ve şefkatle terbiye edileceğini remzen mün'imâne haber veriyor. Bu sûretle Kur'ânın manevî i'câzından ihbar-ı gaybî nev'inin bir şuâını gösteriyor.

Yirmi Altıncı Âyet

YİRMİALTINCI ÂYET:

Sûre-i Hûd’da ﴾ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ ﴿ âyetinin iki satır sonra gelen ﴾ وَاَمَّا الَّذِينَ سُعِدُوا فَفِى الْجَنَّةِ ﴿ âyetidir. Şu âyetin şeddeli م ve şeddeli ل ve şeddeli ن ikişer sayılmak ve ﴾ اَلْجَنَّةِ ﴿ deki ت vakıfta olduğundan هـ olmak cihetiyle makam-ı cifrîsi bin üçyüz elliiki olmakla tam tamına Resâili'n-Nur şâkirdlerinin en me'yûsiyetli ve musîbetli zamanları olan bin üçyüz elliiki tarihine tam tamına tevâfukla o acınacak hâllerinde kudsî ve semâvî bir tesellî, bir beşârettir. Ve âyetin münâsebet-i maneviyesi bir-iki risalede, yani Kerâmât-ı Aleviyede ve Gavsiyede beyân edilmiştir.

﴾ وَاَمَّا الَّذِينَ سُعِدُوا ﴿ deki ﴾ سُعِدُوا ﴿ kelimesi ﴾ فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ ﴿ deki ﴾ سَعِيدٌ ﴿ kelimesine Kur'ân sahifesinde tam muvâzi ve mukâbil gelmesi, bu tevâfuka bir letâfet daha katar. Bu âyetin küllî ve çok geniş mânâ-yı kudsîsinin cüz'iyâtından Risale-i Nur şâkirdleri gibi tesellîye çok muhtaç bir cüz'îsi bu asırda bin üçyüz elliikide bulunduğuna tam tamına tevâfukla işâret ederek başına parmak basıyor.

Eğer ﴾ فَفِى الْجَنَّةِ ﴿ kelimesinde vakfedilmezse ve ﴾  خَالِدِينَ  ﴿ kelimesiyle rabtedilse, o vakit ة , هـ olmaz. Fakat daha latîf tesellîkâr bir tevâfuk olur. Çünkü ﴾ وَاَمَّا الَّذِينَ سُعِدُوا ﴿ kaide-i nahviyece mübtedâdır. ﴾ فَفِى الْجَنَّةِ خَالِدِينَ ﴿ onun haberidir. Bu haber ise, makam-ı cifrîsi olan bin üçyüz kırkdokuz adediyle, bin üçyüz kırkdokuz tarihinden beşâretle remzen haber verir. Ve o tarihte bulunan Kur'ân hizmetkârlarından bir tâifenin ashâb-ı Cennet ve ehl-i saâdet olduğunu mânâ-yı işârîsiyle ve tevâfuk-u cifrî ile ihbar eder ve bu tarihte Risale-i Nur şâkirdleri Kur'ân

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.