doğrudan doğruya îmâna tecâvüz eder. Onları Cenâb-ı Hakk’a havâle ediyoruz.
Hem ehl-i siyasetle hiçbir münâsebetimiz olmadığı hâlde, kat'î bilsinler ki: Bu memlekette, bu asırda, bu milleti anarşilikten, tereddî ve tedennî-i mutlaktan kurtaracak yegâne çare, Risaletü'n-Nurun esâsâtıdır.
Bu hâdisede sıkıntı çeken masûmlar ve üstadları bilsinler ki: Ağır şerâit altında bir saat nöbet, bir sene ibâdet ve bir saat hakîki tefekkür-ü îmânî bir sene tâat hükmüne geçtiği gibi, inşâallâh onların sıkıntıları da öyle sevâba medâr olur. Onlar da, merak edip teessür ile değil, ferâh ve sürûr ile karşılamalı. Fakat Hazret-i İmâm-ı Ali Radıyallahu Anh’ın iki kere سِرًّا بَيَانَةً... سِرًّا تَنَوَّرَتْ demesine binâen, biz her vakit ihtiyatlı olmak ve tam sakınmak vaziyetini muhâfaza etmeğe mükellefiz. Risale-i Nurun mensûbları, şuûr ve ihtiyarları haricinde birbiriyle münâsebetdâr, birbirinin hâdiseleriyle alâkadar olduğuna bir delil de bu günlerde oldu. Şöyle ki:
Oradaki hâdisenin vukû'undan bugüne kadar, buradaki muhtelif tabakalardaki talebelerin vaziyetleri ehemmiyetli bir hâdise yüzünden değişmiş gibi çekinmek ve münâfıkların nazarını kendilerine ve bizlere celbetmemek için tevakkuf devresi geçti. Hem Nazîf gibi bir çok zâtın rüyalarının tâbirleriyle, sizin hâdiseniz olduğunu anladık.
Umum kardeşlerimize birer birer, hususan musîbet-zedelere selâm ve duâ ediyoruz. Cenâb-ı Hak, onları çabuk kurtarıp, (Hâşiye) [^3] vazifelerinin başlarına geçirsin, âmîn!
[^3]:(Hâşiye) Bu duâ hàrika bir sûrette kabûl oldu, pek çabuk kurtuldular.
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
Risale-i Nurun Mühim Bir Rüknü Olan Hâfiz Ali’nin (R.H.) Bir Fıkrasıdır
RİSALE-İ NURUN MÜHİM BİR RÜKNÜ OLAN
HÂFIZ ALİ’NİN (R.H.) BİR FIKRASIDIR
Azîz Üstadım, Efendim!
“Bu acîb zamanın en büyük tehlikesi, Hadîs-i Şerîfle sâbit olan âhirzamanda çok ehl-i sefâhet ve gaflet dünyadan îmânsız çıkmak yarasını lisân-ı Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânla, kabre îmân ile girmek ilâcıyla tedâvi eden Risaletü'n-Nur şâkirdlerine bir hüccet-i kàtıa bahşeden
