İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 33 / 231
33

► (05) ◄

Azîz Kardeşlerim!

Sizinle pek çok alâkadar ve görüşmeye çok müştâkım ve vaziyetinizi bu soğuk kışta merak eder, hayâlen sizin ile görüşürken bir-iki nokta hâtıra geldi, beyân ediyorum.

Birincisi: Ondokuzuncu Söz’ün âhirinde Kur'ândaki tekrarın ekser hikmetleri Risalei'n-Nurda dahi cereyan eder. Bilhassa ikinci hikmeti tamtamına vardır. O hikmet şudur ki: Herkes Kur'âna muhtaçtır, fakat herkes her vakit bütün Kur'ânı okumağa muktedir olamaz, fakat bir sûreye gâliben muktedir olur. Onun için en mühim makàsıd-ı Kur'âniye, ekserî uzun sûrelerde dercedilerek herbir sûre bir Kur'ân hükmüne geçmiş. Demek hiç kimseyi mahrum etmemek için, Haşir ve Tevhid ve Kıssa-i Mûsa (A.S.) gibi bazı maksadlar tekrar edilmiş.

Aynen bu ehemmiyetli hikmet içindir ki, bazı defa haberim olmadan, ihtiyarım ve rızâm olmadığı hâlde, ince hakàik-ı îmâniye ve kuvvetli hüccetler, müteaddid risalelerde tekrar edilmiş. Ben çok hayret ediyordum: Neden bunlar bana unutturulmuş, tekrar yazdırılmış? Sonra kat'î bir sûrette bildim ki: Herkes bu zamanda Risale-i Nura muhtaçtır, fakat umumunu elde edemez; etse de tam okuyamaz; fakat küçük bir Risalei'n-Nur hükmüne geçmiş bir risale-i câmiayı elde edebilir ve ekser vakitlerde muhtaç olduğu mes'eleleri ondan okuyabilir. Ve gıdâ gibi, her zaman ihtiyaç tekerrür ettiği gibi, o da mütâlaasını tekrar eder.

İkinci Nokta: “Âyetü'l-Kübrâ”dan çıkan “Vird-i Ekber” nâmındaki Arabî risaleciğin âhirinde “Risale-i Münâcât”ın başındaki âyetin tefsiri diye Arabî kısımları ilâve edilse, beraber okunsa, iyidir. Biz de nüshamıza yazdık.

Üçüncüsü: Azîz kardeşlerim! Çok defa kalbime geliyordu: “Neden İmâm-ı Ali (Radıyallahu Anhu), Risaletü'n-Nura ve bilhassa Âyetü'l-Kübrâ Risalesi’ne ziyâde ehemmiyet vermiş” diye sırrını beklerdim. Lillâhi'l-Hamd, o sır ihtar edildi. İnkişaf eden o sırra şimdilik yalnız kısa bir işâret ediyorum. Şöyle ki:

Risaletü'n-Nurun mümtâz bir hâsiyeti; îmânın en son ve en küllî istinâd noktasını, kuvvetli ve kat'î beyân edildiğinden, bu hâsiyet, Âyetü'l-Kübrâ Risalesinde fevkalâde parlak görünüyor. Bu acîb asırda mübâreze-i küfür ve îmân, en son nokta-i istinâda sirâyet ederek ona dayandırıyor.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.