Ve iki satır sonra yine diyor:
“Sûk-i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl;
Müşteri kalmadı, din indi ucuzdan ucuza”
Yani o asrın çarşısında alış veriş dinsizlik elinde olacak, dinsizlik hükmedecek, din gayet ucuza düşecek ve İslâmın şeâiri gizlenecek.
Sonra diyor:
“Şükriyâ! Bilmezem esrâr-ı gaybdan amma;
Ya ileri, ya geri, takrib ederim üç otuza”
Kendi tefsir ediyor. Yani, otuzüçe şiddetli kafiyesini mürâat için otuzüç yerine “üç otuz” demiştir.
Hem harb-i umumiye işâret ettiği fıkrasıyla, “dinsizlik düsturları, kanunları, o asır çarşısında hükmettiği...” fıkrasının ortasında şöyle diyor:
“Eriş ey avn-i şerîat (Hâşiye-1)[^4] eriş ey muhyiddin!
Elem-i rîş-i (Hâşiye-2)[^5] cefâ sîneden erişti öze.”
[^4]:(Hâşiye-1) Şeriat cifirle dokuz yüz seksen (980) eder. Risalet-ün Nur dahi اَلنُّور daki ل aslî lâm olsa, cifirle dokuz yüz yetmiş sekiz (978) edip iki farkla tevafuk eder.
[^5]:(Hâşiye-2) Rîş: Cerîha, yara demektir.
Şimdi benim kanâatim geliyor ki, bu zât, otuzüç senesinden sonra Risale-i Nuru Isparta’nın imdâdına çağırıyor. “Ey avn-i Şerîat! Ey muhyiddin yetiş!” diyor. Yani vefâtından takriben otuzüç sene sonra Şerîata ve dinin şeâirine, Isparta’ya yetişecek bir nuru çağırıyor. Cenâb-ı Hak duâsını kabûl etmiş ki, vefâtından otuz-kırk sene sonra Risale-i Nur o vazifeyi görmüş.
Talebeniz ve Hizmetkârınız
Süleyman Rüşdü ∗∗∗
Risale-i Nurun Müsâdere Hâdisesi Münâsebetiyle Isparta Süleymanı Rüşdü’nün, Evvelki Fikrasına Zeyil Olarak Yazdığı Bir Fıkrasıdır
RİSALE-İ NURUN MÜSÂDERE HÂDİSESİ
MÜNÂSEBETİYLE ISPARTA SÜLEYMANI
RÜŞDÜ’NÜN, EVVELKİ FIKRASINA ZEYİL OLARAK
YAZDIĞI BİR FIKRASIDIR
Risale-i Nur şâkirdlerinin merkezi olan Şükrü Efendi’nin köşkünün komşusu seksen yaşında muhterem Alîl Osman Çavuş nâmında bir zât, Risale-i Nur nâşirlerine hücum zamanından bir gün sonra rüyasında görüyor ki: Güneş ile Kamer, beraber olarak köşkün içine girip parlıyorlar.
